Bir Ruh MacerasıAyşe Şasa

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.375
Gösterim
Adı:
Bir Ruh Macerası
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141282
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"İslam bizi geri bıraktı, Batı karşısında yenilgilerimizin sebebi İslam'dır!" hükmü, giderek bir inanç, bir yaşama biçimi halini aldı. Bunu da modernlik kisvesi altında hınç ve taassupla dolu telkinler halinde yaydılar; bu tür ideolojilere ve akımlara neredeyse meşruiyet kazandırıldı… Bu yanılgıların ortasında doğdum ve yetiştim. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu pek çok bedel ödeyerek idrak ettim.

Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti… Varoluşuna sahih neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım… Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin…

Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücümün yettiğince tefekkür ediyorum... Herkes geleceğe doğru hayal kurar; bense geçmişe doğru… Bir bahçeye yolculuk yapıyorum… Manolyalar, frenk üzümleri, yıldız çiçekleri, çimenler; tam bir cennet bahçesi… Bir zamanlar, yani çocukluğumda öyle bir bahçenin ortasındaydım; ama o günlerde o nimetin şükrünü eda edebilme hassasiyetine sahip değildim. Şimdiki halimle; aklım ve gönlümle o güzel bahçeye dönüyorum… Çimenlerin üzerine seccademi serip şükür namazı kılıyorum. Bu benim geçmişe doğru yolculuğum, geçmişe dönük hayalim."
Bir solukta okudum ve çok beğendim, senarist ve mütefekkir yazar rahmetli Ayşe Şasa hanım büyük bir samimiyetle hastalığını, çocukluk yıllarındaki sevgiden ve şefkatten yoksun hayatını, İslam'la tanıştıktan sonra hayatının ve hastalığının nasıl hızla düzeldiğini; aydın sayılan kesimin o dönemdeki ruh halini anlayabileceğiniz bir anı kitabı. Çağımızda da Kuran'dan uzaklaştıkça artan psikolojik rahatsızlıkları düşünürsek kesinlikle okunmalı.
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Ayşe hanıma Allah'tan rahmet diliyorum. Çocukluğunu ve gençliğini çok sancılı bir biçimde yaşamasına rağmen yine de hidayete erişmiş harika bir örnek insan kendisi...Mutlaka okunması gereken bir eser...
Tasavvuf hocamın tavsiyesi üzerine alıp okuduğum bir kitap.Ayşe Şahsa kendi hikayesini kaleme dökmüş kitapta. İslamdan haberdar olmadan , Hristiyan ve Yahudi mürebbiyelerin elinde geçiriyor çocukluğunu. Anne ve babasının ilgisizliğinin hayatında açtığı olumsuzlukları okuyoruz.Batı hayranlığının bizi nerelere getirdiğini bir neslin nasıl halka olduğunu kendi hayatı üzerinden anlatıyor. Hayata tutunma çabasını, bir çıkış yolu bulmaya çalışını anlatıyor. Ve hayatının ilerleyen yaşlarında tasavvuf ehli insanların vasıtasıyla hidayete erişini görüyoruz.
Kitap 50 sayfa dahi olsa onu 3 günden aşağı okumayı sevmiyorum. 3 günden kısa sürede okusam yazarın emeğine haksızlık etmişim gibi düşünüyorum. 160 sayfalık bu biyografik eser birkaç saati alırdı belki ama ben yine 3 günde bitirmeyi istedim. Ahh diyorum, ahhh! Avrupa özentisi, Avrupa sevdalısı özenti aileler! Kitap kendini o kadar iyi açıklıyor ki, yazar kendini o kadar güzel ifade etmiş ki, benim ekseriyette bir yorum yapmama gerek yok. Kitapta birçok yazar ve senarist tanıyorsunuz. Bu eser herkesin kütüphanesinde kesinlikle yer almalı. Okuduğunuz zaman ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Kendimden bir yorum değil de, yazarın içinde bulunduğu o buhranlı ve kör hayata dair yaptığı açıklamaları sayfa numaralarıyla paylaşacağım. Ben değil yazar özetlesin bu sefer 🤚

Insanın ergenlik çağı ve ilk gençlik yılları, varoluşuna sebep aradığı yıllar... Habire felsefe kitapları arasında kendimi arıyorum. Her okuduğum kitap, biraz daha aklımı karıştırıyor ve buhranımı artırıyor. Çocukluğumdan gelen sevgisizlik, ailemdeki iletişimsizlik, kişiliğimde büyük girdaplar, gedikler açmış... (Sayfa: 68)

Anne ve babamın kuşağı, çift kimlikli veya parçalanmış kimliklerle dolaşıyorlar; işte annem bir tarafta geleneğe bağlı, bir tarafta Batıyı idealize ediyor; ama arkadan gelen bana, geleneğe ait hiçbir şey verilmiyor... Dolayısıyla Ayşe Şasa ve onun gibiler serada yetişmiş bir bitki gibi Batı mahsulü özel aşılarla, özel ilaçlarla yetiştiriliyor. (Sayfa:24)


Sera bitkisi yetiştirme misyonu, Allah'ın ismini Gott şeklinde öğretmekle başlıyor... (Sayfa:46)
Herkes geleceğe doğru hayal kurar; bense geçmişe doğru... Bir bahçeye yolculuk yapıyorum... Manolyalar, frenk üzümleri, yıldız çiçekleri, çimenler; tam bir cennet bahçesi...
Ayşe şasa.. Kitapta senarist ve yazar olan ayşe şasa’ nın röportaj şeklinde kaleme alınmış hayatı anlatılıyor. Konulara göre belli dönemlerinde çekilmiş resimleri yer alıyor. Okurken gerçekten derinden etkilendim. Adeta yeşilçam filmi izler gibi oldum. Yaşadığı zorluklar ,hayat yolculuğu beni çok etkiledi. Hissettiklerim bir nebze de olsa ayşe hanım’ın hislerini anlamama eşdeğer olabildiyse ne mutlu bana.
Kitap Ayşe Şasa'nın anılarıyla dolu bir kitaptı okudukça delilik ülkesinden notlar kitabını da merak ettim onu da en kısa zamanda alacam inşaALLAH, mekanı cennet olsun Ayşe Şasa'nın haziran 2014'de vefat etmiş, okuyun size çok şey katacak eminim, neler yaşadığını sizlerde okudukça göreceksiniz şiddetle tavsiyemdir.
Batı hayranlığı nedeniyle mürebbiyeler tarafından türlü eziyetler görerek yaşanmış bir çocukluk,bunların sonucunda çeşitli buhranlarla geçirilmiş bir gençlik.Sözde müslümanlıktan özde müslümanlığa bir ihtida öyküsü
Bu hafta anı – biyografi tarzında olan, Ayşe Şasa’nın ‘’Bir Ruh Macerası’’ kitabını okumaya karar verdim. İlk önce söylemeliyim ki bu yaşlı ve sevimli kadının hayat hikâyesi beni derinden etkiledi. Çocukluğundan başlayarak hayatını anlatılıyor ve kitap röportaj şeklinde (soru & cevap) olarak ilerliyor. Batılaşmanın etkisiyle geleneklerin, kültürün ve eskinin tamamen yok sayıldığı bir dönemde hepsi yabancı olan mürebbiyelerin (Bu kelimeyi ilk kez bu kitapta duydum. Mürebbiye, dadı gibi bir anlama geliyor ama aile tamamen bütün sorumluluğu ona vermiş. Eti de senin kemiği de senin mantığı var.) elinde büyüyen ve çok zengin bir aileden gelen Ayşe Şasa’nın sevgiden uzak katı bir disiplinle yetiştirilmenin sonucunda yaşadığı travmatik olaylar silsilesi beni çok etkiledi. ‘’…sıra dış olmak, arkasından daima bir ‘’kenar’’da yalnızlığa sürükledi beni…’’ diyen Ayşe Şasa ayrıca ‘’ ‘’Dünyada bir çocuğa yapılması gereken, ne kadar pedagojik hata varsa hepsi üzerimde denendi; adeta neyin yapılmaması konusunda misaller mecmuası…’’ diyerek kitabı okurken hızla atan kalbimin paramparça olmasını sağladı.
Kitapta siyah beyaz resimler de mevcut. Resimlerle Ayşe Şasa’nın hayatındaki değişimi görebiliyorsunuz. Ayşe Şasa ayrıca o zamanlar Yeşilçam’da senaristlik yapıyor. ‘’Gramofon Avrat’’ adlı siyah- beyaz bir filmin senaryosu da ona ait. Soylu bir aileden geliyor. Rauf Orbay dayısı, Kemal Tahir yakın dostu (bir nevi baba gibi davranıyor ona) Çocukluğundan itibaren aileden gelen ilgisizliklerin ve yaşadıklarının üstüne şizofreni hastalığına yakalanan Ayşe Şasa’nın hastalığından kurtulma serüveni de yıllarını alıyor. ‘’Benim hayatım defalarca bitti zannettim ve hep yeniden başladı. Bu böyle bir şey…’’ diyen #AyşeŞasa ne kadar da haklı. Aslında hepimiz için her yeni gün yeni bir başlangıç, keşke farkında olsak! Halimize şükretmek için ve bu kadıncağızın hayatından; Yeşilçam’da senarist olmanın, zengin bir ailede büyümenin, kolejlere gitmenin her zaman iyi bir şey olmadığını anlayarak bu hayatlara özenmemek için bile kitabı okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar..
Eski filmlerde gördüğümüz katı mürebbiyeler çocuğun ruh halini nasıl etkiler? İşte Ayşe Şasa bunun örneği. Ailesi hayattayken yetim-öksüz hayatı yaşayan bir çocuk, ruhundaki fırtınalarla savaşan bir genç, okuyan-yazan-çabalayan bir kadın... Biyografilerin sıkıcı dilinden uzak, akıcı anlatımıyla sizi alıp götüren bir kitap. Hem Ayşe Şasa kimmiş öğreniyorsunuz hem de kendinizi.
Ayşe Şasa...Yalnızlık içinde büyümüş,sıkıntılı bir hayatın içinde nefes almaya çalışmış bir kadın.Kitap onun hayatını ayrıntısı ile ele almış.İslamın, küçüklüğünden beri darbeler almış bir kadının yaralarını nasıl sardığına şahit olacaksınız.
Ayşe Şasa, Yesilcam'ın unutulmaz filmleri olan "Son Kuşlar", "Ah Güzel İstanbul", "Gramafon Avrat" ın senoryalarında da imzası olan ve önünde parlak bir kariyer varken yakalandığı şizofreni hastalığı yüzünden çok sevdiği sinemadan kopmak zorunda kalan önemli bir senaristtir. Ayşe Hanım kendisiyle yapılan bu nehir söyleşide yabancı bakıcılar gözetiminde geçen mutsuz çocukluk günlerinden başlayarak, okul hayatı, sinemaya yönelişi, evlilikleri, şizofreni hastalığı ile mücadelesi ve bu mücadele süreci boyunca dünya görüşünde meydana gelen değişimleri dile getirmiş. Anlattıklarına bakilırsa Batı'ya hayranlık duyan zengin bir ailenin Batı değerlerine uygun büyüsün diye Alman bakıcılara sorgusuz sualsiz emanet ettiği ve manen gerekli ilgiyi gostermedigi Ayşe Şasa Hanım'in sevgisizlik, ihmalkarlık, korku, karmaşa ve sıkı bir disiplin içinde geçen travmatik çocukluğu malesef ileride onun şizofreni hastalıgına yakalanmasına yol açmıs gibi görünüyor. O zamana kadar sahip oldugu materyalist dünya görüşü de hastalığı esnasında çok ihtiyaç duydugu manevi dayanağı saglamaktan çok uzak kalmış. Kendisini büyük bir boşluk içinde gördüğü bu günlerde bir mürşid ve hatta manevi bir baba olarak gördüğü Kemal Tahir'in kanserden ölümü daha da yıkmış ve hastalığının ağırlaşmasına sebep olmuş. Gerceklikle bağları kopmaya başlayan, agır depresyon geçiren, kendisine hayata bağlayan tüm motivasyonu kaybeden Ayşe Hanım için hiçbir kurtulus yolu gözükmezken tesadüf sonucu İbni Arabi'nin Füsus'unu okuyup İslam tasavvufu ile tanışması ona bugüne kadar hiç bilmedigi manevi bir dünyanın kapılarını aralamış ve onun hayata tutunmasını sağlamış. Söyleşiyi okuyup bitirdiginizde siz de manevi boşluğun insan hayatında sebep olabileceği yıkımın boyutunun ne derecede büyük olabileceğini ve Batı'ya hakim olan maddeci dünya görüşünün buna çözüm sunmak bir yana bu boşluğun en büyük sebeplerinden biri olduğunu göreceksiniz.
Batı hayranlığı yanı başındaki hakikati fark edemeyecek kadar bu insanları körleştirmiştir.. Sera bitkisi yetiştirme misyonu, Allah'ın ismini Gott şeklinde öğretmekle başlıyor bence.. Ben anadilden önce "dadıdil" öğrendim.
"...depresyona karşi Fetih Suresi'ni okursun dediler. Yine sikintiya karşi Taha Suresi'nden bir ayet Rabbim Sadrimi genişlet. Bir başka ayet Allah taşıyamayacağı yükü kimseye yüklemez." Bir kelâm-i kibar: "Rabbim celalinden cemaline siginiriz." Bunların tutkuyla zikredildiğinde sinir sistemim üzerinde yüzde yüz etkili olduğunu gördüm. Her seferinde inanılmaz bir şükran duygusu içimi kaplardı. Vahiyden uzak yaşamak ne korkunç bir şeymiş... Belki de bizatihi hastalığımın nedeni vahiyden uzak yaşamış olmak. Insanın içini kurutan, kahreden o korkunç cehennemi süreçler. Bu tip şeyler müthiş bir şekilde bendeki korkuların kademe kademe buharlaşmasını sagliyor...."
Ayşe Şasa
Timaş Yayınları(epub)
"Zikrin, namazın, duanın; modern tıbbın hiçbir şekilde nüfuz edemeyeceği mucizevî şifa etkileri olduğunu anladım."
Ayşe Şasa
Timaş Yayınları(epub)
"Başarmak" o kadar önemli miydi?
Yaptığım her işi en mükemmel yapmak, hiçbir yanlış yapmamak ve ille de başarılı olmak… Belki bir Yahudi idealiydi… Giriştiğim her işi en başarılı şekilde yapmam gerektiğini aşılamıştı...
Ayşe Şasa
Timaş Yayınları(epub)
"Hayat hikâyemi bir tek çizgiye indirgeyecek olursam: Hep bir arayışın, hakikat arayışının özeti olduğunu söyleyebilirim."
Ayşe Şasa
Timaş Yayınları(epub)
"Varoluşuna sahih bir neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım... Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin..."
Ayşe Şasa
Sayfa 158 - Timaş
Bu Osmanlı'nın son dönemlerinde var, "Kadın yemek kokmamalı!" gibi sözler dolanırdı. Süs kadını... Erkeğin yanında süslü bir refakatçi olacak... Rollerin karıştığı, kökünden koptuğu, çivinin çıktığı bir dönem.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Ruh Macerası
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141282
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"İslam bizi geri bıraktı, Batı karşısında yenilgilerimizin sebebi İslam'dır!" hükmü, giderek bir inanç, bir yaşama biçimi halini aldı. Bunu da modernlik kisvesi altında hınç ve taassupla dolu telkinler halinde yaydılar; bu tür ideolojilere ve akımlara neredeyse meşruiyet kazandırıldı… Bu yanılgıların ortasında doğdum ve yetiştim. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu pek çok bedel ödeyerek idrak ettim.

Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti… Varoluşuna sahih neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım… Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin…

Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücümün yettiğince tefekkür ediyorum... Herkes geleceğe doğru hayal kurar; bense geçmişe doğru… Bir bahçeye yolculuk yapıyorum… Manolyalar, frenk üzümleri, yıldız çiçekleri, çimenler; tam bir cennet bahçesi… Bir zamanlar, yani çocukluğumda öyle bir bahçenin ortasındaydım; ama o günlerde o nimetin şükrünü eda edebilme hassasiyetine sahip değildim. Şimdiki halimle; aklım ve gönlümle o güzel bahçeye dönüyorum… Çimenlerin üzerine seccademi serip şükür namazı kılıyorum. Bu benim geçmişe doğru yolculuğum, geçmişe dönük hayalim."

Kitabı okuyanlar 108 okur

  • Merve Eskin
  • Melike Durmuş
  • Rahile
  • Yusuf
  • Sabahat UÇAR
  • Nurun Sudabe
  • Aslihan kayhan
  • Nurbike__
  • Emes Poşul
  • burcu çınar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%32.5
25-34 Yaş
%32.5
35-44 Yaş
%22.5
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.5
Erkek
%18.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44.2 (19)
9
%23.3 (10)
8
%23.3 (10)
7
%2.3 (1)
6
%2.3 (1)
5
%4.7 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0