– Ben güçten düşeceğim ama sen en vahşi zamanlarında çürük bir meyve ile doymak istediğini söylüyorsun, bu sana yetecek mi? Zamanla seni de kendine benzetmeyecek mi? Sen de çürümeyecek misin?
– Vahşi mi? Madam, ben bir hazine avcısıyım. Derinizin altına girdim ve o parlak ışığı buldum. Artık en zengin benim. Benden bu kadar, evet! Başka hazine istemiyorum. Bulunabilecek en sıradışı ve müthiş hazine artık benim ellerimde. Bunu yaşatmak ve kutlamak varken madam, aklınız nerede?
– Felicia masal anlatıyor kendini de kandırıyorsun..
– Pekâlâ, seni ne mutlu eder? Benim yaptığım hiçbir şey vücut bulamayacak belli ki.
– Felicia öyle demedim, yani seni anlayabiliyorum ama-
– Ama, ama, ama! O kadar yoruldum ki bu ama'lardan. Bunca yıl sonra bile neden hâlâ kendini tutuyorsun Lola? Üstelik burada bizden başka hiç kimse yok; bizi görebilecek, duyabilecek, bizi ayıplayacak kimse yok Lola. Ablan ve komşuların yok. Tanrı bile yok. Lütfen iyi düşün ve artık izin ver, ikimize de..
ah oğlum, ah kızım