Hayır, sizin aradığınız başka bir şey. Ben doğruyu arıyorum yahut istiyorum. Bir parçacık olsun doğruya… Bütün olur ya hiç olmaz.
Dostum, sizin bahsettiğiniz sağlam kıymetler, ancak bir lokma bir hırka yaşamaya razı olanlar içindir. Sizin gibi her şeyi ve hepsinden birden isteyenler için değil.
Bütün ve haciz şahsiyet, her şeyden evvel kendisiyle yetinmeye icap ettirir.
Demek pazarlığa geliyorsunuz! Ama bu iş pazarlığa gelmez!
Bu masada, biri de bini de kazanan hep aynı şeylerin üzerinde ve sonuna kadar kaybetmek üzere oynar! Kazanç belki tesadüf olabilir; fakat kaybettiğimiz şey, tam ve kat’îdir. Oyuna girdiğiniz anda onu kaybettiniz demektir.
Fazilet, pazarlık götürür mesele değildir. Onun içindir ki eskiler, insan tabiatını olduğu gibi kabul ederek söze başlarlardı. Hani şu: “Cümlenin malumudur ki tabiat-ı beşeriye…”
Bu âlemde hiçbir hesap, hiçbir bağlanma bedava değildir.
Hepsi aynı fedakârlıkları ister. Ve en iyiden en kötüye bir adımda geçilebilir.