Edebiyatta isimler tesadüf değildir. "El Kızı" ifadesi, kadının evlendikten sonra bile o eve ait olamayışının, her zaman bir "öteki" olarak kalışının mühürlenmiş halidir. Nazan karakteri üzerinden Kemal, kadının toplumdaki "emanet" statüsünü işler. Nazan, ne baba evine ne de koca evine aittir; o, toplumsal yapının boşluklarında sürüklenen bir kurbandır. Romanın en başarılı (ve can yakıcı) tarafı, Nazan’ın pasifliğidir. Modern okuyucu ona kızabilir, "Neden karşı koymuyor?" diyebilir. Ancak Orhan Kemal burada toplumsal baskının bireyin iradesini nasıl felç ettiğini gösterir. Nazan’ın suskunluğu, o dönem kadınına dayatılan "sabır ve itaat" erdeminin aslında nasıl bir intihar olduğunun kanıtıdır. Bir edebiyat öğretmeni olarak altını çizmeliyim ki; Orhan Kemal, Türkçeyi konuşturarak yazar. Ve son olarak Orhan Kemal bu romanda bize şunu fısıldar: “Ekmek Kavgası” sadece sokakta değil, bazen en güvenli sandığımız yer olan sofrada da verilir.