"Bir kadın için önemli olan şey nedir?" diye sordum.
"Kadın olmanın ne kadar acı verici bir şey olduğu" dedi Yusa.
"Böyle deyince, tabii tabii, ama erkekler de yeterince acı çekiyor diye karşı çıkanlar da olacaktır ama erkekler acı çekmiyor diyen
kim? Elbette acı çekiyorlardır; yaşam bu! Ama sorun, o acıyı kimin çektirdiği değil mi? Ve o acının nasıl geçirileceği. Erkeklerin acı
çekmesinin nedeni kimdir?"
Yusa burnundan nefes alıp konuşmaya devam etti.
"Düşünsene, doğduğun andan itibaren yüceltiliyorsun ve bunun farkında bile değilsin, etraftaki işleri hep anneler yapıyor. Erkeklere penisi olanlar üstündür, sadece kadınlar iş yapar, diye öğretiliyor. Sonra erkekler toplum içine çıkıyorlar ve her şey onların penisi etrafında dönüyor. Tüm işleri kadınlar yapıyor. Günün sonunda erkeklerin hissettiği acı nereden geliyor? Onlara göre bu kadar acı çekmeleri, ilgi görmemeleri, işsiz olmalarının tümünün sebebi kadınlar. Bir de kadınlara bak. Kadınların çoğunun çektiği acıya sebep kim? Bu şekilde düşünürsen erkeklerle kadınlar nasıl anlaşacaklar? Yapısal olarak imkânsız."
Yusa usanmış gibi güldü.
"Dahası, en kötü olan, benimki gibi eski eşler" dedi Yusa. Diğer erkeklerden farklıyım diye ortada gezinenler. 'Kadınların acılarını anlıyorum, kadınlara saygı gösteriyorum, bu konuyu çok iyi anlıyorum hatta bu konu üzerine makale yazmışlığım bile var,mayınların yerini biliyorum. Evet, sevdiğim yazar Virginia Woolf.' Sen erdemlerini sıralamayı bırak da geçen ay evi kaç kez temizledin, kaç kez yemek hazırladın, kaç kez mutfak alışverişine çıktın, onu söyle bana!"
Güldüm.
"Bunu deyince yüzüne alık alık bakarlar" deyip güldü Yusa.
"Bir gün kadınlar artık çocuk doğurmaz olunca ya da doğum sürecinin kadın bedeninden ayrı işleneceği bir teknik bulunursa, erkekle kadının birlikte yaşayıp aile