Sudenaz Turan

Sudenaz Turan
@sudenaztturan
Kadının mektupları yalnızlık çeken adamın suyu, ekmeği olmuştu. Mektupların hepsinin dağda bayırda at sırtında gezerken heybesine diktiği özel bölümde yanında taşıyor, aniden bastıran yağmurlardan ve keşifleri sırasında geçmek zorunda kaldığı nehirlerin suyundan koruyordu. O kadar çok okumuştu ki onları, hepsini ezbere biliyordu, kelimesi kelimesine, öpücük ve gözyaşlarıyla bazı kısımlar silinmiş, yer yer şeffaflaşmıştı. Bazen etrafında kimse olmadığında sanki karşısındaymış gibi onun ağzından okuyor, uzakta ki sevgiliyi âdeta sihirli bir yolculukla yanına getiriyordu.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Balta girmemiş ormanlarda ağaç kesen biri gibi, baltasını yukarı kaldırıp zamanın ortasına indirmek istiyordu.
İnsan zihni yalnızca anılar da yaşamaya uygun değildi, aynı bitkiler ya da topraktan beslenen bütün varlıklar gibi hep yeni bir ışığa ihtiyaç duyuyor, aksi hâlde renkleri solgunlaşıyordu.
Kelleşmiş çalı çırpı arkasındaki hesaplamalar muhteşem bir şekilde açan tropik bir çiçek gibi plastik yapıları, toprak parçasını, çiftlikleri, fabrikaları insan dünyasının ortasındaki boşluğa yerleştirmekteydi. Uzakların uğultusuyla gelen deniz kokusu aniden duvar kağıtlarıyla kaplı odasına dolmuştu, muazzam bir miktar hayalinde katlanarak büyüyordu.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Ama aşk sadece içindeki karanlıkta acıyla büyüyen bir cenin gibi sadece kendisinden ibaret olmamış, nefes ve dudaklarına çıkmıştı. Adlandırıp itiraf etmeye cesaret edememişti. Utanç verici bu duygular, her geçen an birdenbire yukarı fırlıyor, sonra da kalbindeki korku ve güç kuvvetlenerek onu en aşağılara çekiyordu.