Elimden hiçbir şey gelmiyordu bizi toparlamak için. Denedim, bütün yolları denedim. Ama olmuyordu. Yetmiyordum sana. Sanki açgözlüleşmiştin. Etrafında seni seven bir sürü insan istiyordun. Bense sadece seni istedim. Yanımda sadece sen olsan yeterdi bana.
Çoğu zaman farkına varmadan da olsa kırdın beni. Parçalara ayırdın. Kırdıkça sen de eksildin bir parça ama fark edemedin. Halbuki önünde bağırıyordum sana, beni gör, beni anla diye. Görmedin, anlamadın. İşte o an kaybettin belki de beni. Belki diyorum evet, çünkü ben yabancıydım bu konulara. O zamana kadar üzülmeyi bilmiyordum ben. Senle öğrendim üzülmenin anlamını. En çok seni sevdim ama en çok da sen zarar verdin bana.
Hala düşünüyorum bazen. Ne oldu sevgimize, ne eskitti bizi? Seni benden uzaklaştıran neydi? Çok ilgi göstermek şımartmıştı seni, biliyorum. Ama ne yapayım ayarlayamıyordum bir türlü sana olan sevgimi. Seninde benden geri kalır yanın yoktu aslında. Sen de ayarsızdın. Sana haksızlık etmek istemem. Biliyorum sen de sevdin beni. Ama bu nasıl sevmekti? Bir gün beni dünyanın en mutlu insanı ederken bir gün cehennemi yaşatıyordun. Bu muydu sevgin? İlk başta dayanmaya çalıştım. İnan bana gerçekten çabaladım bizim için. Ama gittikçe bu belirsizlik beni yedi bitirdi. Yordu, yıprattı.
Şimdi dönüp geçmişe bakınca daha iyi anlıyorum. Yavaş yavaş kaybolmuşuz aslında. Ama artık her şey için çok geç. Dün aldım yakın arkadaşlardan ölüm haberini. Bıraktın beni bu zalim dünyada tek başıma. Daha iyi anlıyorum sensizlik ne demekmiş. Geçen tüm yıllar boyunca senden ne kadar uzak olsam da aynı göğün altında nefes aldığını bilmek bile yetiyordu bana. Hayat o kadar kısa ki... Daha dün gibi aklımda gençlik yıllarımız. Şimdi sen ayrı ben ayrı.