Tüm evin ve babasının papazlık yaptığı kilisenin sorumluluğu Dorothy'nin omuzlarındadır. Ama Dorothy bir gün kendini hafızasını yitirmiş ve parasız halde başka bir şehirde bulur. Ve hayat onu oradan oraya sürükler. Bir aylık yaşadığı bu süreçte başına türlü türlü olaylar gelir.
1930 yıllarında İngiltere'de kadınların, işçilerin, evsizlerin yaşadıklarına ışık tutan bu roman inanç ve inançsızlığın, ahlak ve düşkünlüğün, paranın ve yoksulluğun sorgulandığı eşsiz bir roman. Eğitim sistemine de yerinde atıflarda bulunulması ve velilerin okullardan beklentisi çok güzel değinilmiş. Ben severek ve sorgulayarak okudum.
''Dönebileceğiniz bir eviniz sizi kollayacak bir aileniz varsa her zorluğun üstesinden gelinir.''
''Sonuçta şeytanın en sinsi silahı insana boşa çabaladığını düşündürmesiydi.''
''Dünyada zaten bunca kötülük varken yenisini aramanın alemi yok.''