Sühan Alp

Sühan Alp
@suhanalp
PAU Economics PhD
7/10
·936 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 16:06
Yerdeniz serisini okurken Ursula K. Le Guin’in dili ve anlatım tarzı beni gerçekten etkiledi. Dili sade ve güçlü. Süslü cümlelere ihtiyaç duymadan derin şeyler söyleyebilen bir yazar. Anlatmak istediği düşünceler, vermek istediği mesajlar çok net ve anlamlı. Fantastik bir evren kuruyor ama asıl derdi büyüler ya da ejderhalar değil; insanın kendisiyle, korkularıyla ve sınırlarıyla yüzleşmesi. Bu yüzden ortaya gerçekten özgün ve kalıcı bir eser çıkıyor. İlk üç kitap benim için serinin en güçlü kısmıydı. Özellikle Atuan Mezarları, atmosferi, karanlık yapısı ve Tenar’ın iç dünyasına odaklanan anlatımıyla favorim oldu. Bu üç kitapta anlatı dengeli, akıcı ve etkileyiciydi. Hem hikâye ilerliyor hem de okuru düşündüren bir derinlik sunuyordu. Ancak seri dördüncü kitaptan sonra benim için aynı etkiyi yaratmadı. Tehanu ve Öteki Rüzgâr’ı okurken yer yer sıkıldım. Uzayan diyaloglar, ana konudan uzaklaşıp dünyayı derinleştiren ama o anki olayla doğrudan bağlantısı olmayan paragraflar anlatının temposunu düşürdü. Bunlar kesinlikle kötü yazılmış demiyorum aksine daha olgun, daha derin ve evreni tamamlamayı amaçlayan kitaplar. Ama benim okur olarak beklentime çok hitap etmedi. Bu yüzden Yerdeniz’i bir üçleme gibi düşüneceğim. Diğer kitaplar evreni tamamlamaya yönelik yazılmış eserler olarak kalacak benim için. Yine de Le Guin’in bu kitaplarla ne yapmak istediğini anlamak zor değil. Yerdeniz’i bir macera serisinden çıkarıp, hayat, yaşlanma, ölüm ve kabulleniş üzerine sessiz bir düşünce alanına dönüştürüyor. Bu yönüyle Yerdeniz, herkese aynı şekilde hitap etmeyebilir hatta sıkıcı bulanlar da olabilir ama edebiyatta çok önemli bir yere sahip olduğu kesinlikle inkar edilemez. Felsefi derinliğe sahip bir fantastik eser okumak isteyen herkese tavsiye ederim. Tek cilt basımı görsel olarak
Yerdeniz (6 Kitap Tek Cilt)Ursula K. Le Guin · Metis Yayıncılık · 20211,079 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tatlı Bir Çaba
6/10
·316 syf.··
2025 37. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 16:52
D. N. Archeron'un Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş Öyküler kitabı, ismiyle bile bir nostalji ve hüzün hissi taşıyor. Fantastik ögelerle dokunmuş, 15 kadar kısa hikâyeden oluşan kitap, bir ozan ve ona hikâyelerini anlatan Peri Kraliçe’nin etrafında şekilleniyor. Kitap, ilk bakışta bu çerçeve hikâyenin (ozan ile peri kraliçenin diyaloglarının) her öyküye yön vereceği izlenimini verse de, okudukça bunun çok daha dağınık ve parçalı bir yapıya sahip olduğu anlaşılıyor. Kitapta Peri Kraliçe, ozana birçok öykü anlatıyor. Ancak bu öyküler tek bir evrende geçmiyor; aksine birbirinden tamamen farklı dünyalarda, zamanlarda ve atmosferlerde dolaşıyor. Bir hikâyede kendinizi Salem cadı mahkemelerinde bulurken, diğerinde modern bir Avrupa şehrinde arabalarla, sokak lambalarıyla karşılaşabiliyorsunuz. Sonraki bir öyküde ejderhalar, şövalyeler ve eski krallıklar karşınıza çıkıyor; bir diğerinde ise neredeyse gerçek dünyaya ait, büyüden tamamen uzak bir anlatı var. Bu çeşitlilik, tematik olarak zengin bir yelpaze sunsa da, ana çerçeveyle (Peri Kraliçe’nin ozana anlattığı hikâyeler fikriyle) tam olarak örtüşmüyor. Bazı öyküleri de doğrudan kahramanın kendi ağzından anlatılıyor, bu da Peri Kraliçe’nin anlatıcı olduğu fikrini zedeliyor ve yapısal bir tutarsızlık hissi yaratıyor. Başlıktaki "Unutulmuş Büyüler" ifadesi okuyucuda güçlü bir sihir ve kadim gizem beklentisi uyandırıyor. Ancak hikâyelerin çoğunda belirgin bir “büyü” unsuru bulunmuyor. Buna karşılık "Terk Edilmiş Öyküler" kısmı çok daha anlamlı duruyor zira kitap genel olarak unutulmuşluk, yalnızlık, yarım kalmışlık ve anlatılmaya değer küçük hikâyeler üzerine kurulu. Bazı öyküler kadim kavramlardan, efsanevi güçlerden bahsetse de, bu kadimlik duygusu her zaman okura geçmiyor; bazen sıradan olaylar gibi kalıyor. Yine de bazı
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025629 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 27. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2025 15:01
The Warlock of Firetop Mountan (1982) Steve Jackson ve Ian Livingstone’un yazdığı Fighting Fantasy serisinin ilk kitabı. Normal bir roman gibi değil gamebook denilen türden. Yani hikayenin kahramanı okuyucu. Seçimler yapıyoruz, zar atıyoruz, şansımızı deniyoruz. Tek kişilik, basitleştirilmiş bir D&D macerası gibi düşünülebilir. Bu kitapta da ateş tepesi dağındaki büyücünün hazinesinin peşine düşüyoruz, bir mağaraya girip zindanlarda yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Benim deneyimim biraz karışıktı. Öncelikle labirent kısmı tam bir sabır testi oldu. Defalarca aynı sayfalara dönüp çıkışı bulamamak bir noktada gerçekten kitabı bırakmayı düşündürdü. Bazı kısımlarda birkaç seçenek sunuyor ama seçenekler dolaylı yollardan aynı yere çıkıyor ya da başa döndürüyor. Aynı yere dönüp durmak biraz sıkıcı. Yaratık savaşları da çok sıradan geldi. Sanki çeşitlilik olsun diye her türden yaratık koymuşlar ama hikayeyle bir alakaları yok. Sadece biz öldürelim diye orada duruyorlar. Diyalog zaten yok denecek kadar az. Derin bir lore ya da yoğun bir hikaye beklememek lazım. Olay basitçe “zindana gir, yaratıkları öldür, hazineyi bul" mantığıyla ilerliyor. Buna rağmen ilerleyebildikçe eğlendim gibi oldu. Özellikle labirentten kurtulup doğru yolu bulduğumu fark edince mutlu oldum. Sonunda hazineye ulaşamasam da kitap değişik ve güzel bir deneyim yaşattı. Okumayı düşünenler ve bu tarz kitapları sevenler çok derinlikli bir şey beklemesin. Yüzeysel bir tek kişilik D&D deneyimi. Sabırlıysanız ve bu tarz kitapları merak ediyorsanız deneyebilirsiniz. Not: Olabildiğince her odaya girip her şeyi kurcalayın. Bulacağınız nesneler ve altınlar nerede işinize yarayacak bilemezsiniz.
The Warlock of Firetop MountanSteve Jackson · UNKNO · 20031 okunma
Puan vermedi·%0 (1/248 syf.)
Sıkıcı ve abartılan bir kitap. Kendini tekrarlayan kelimeler, akmayan cümleler... Sayfalarca altını çize çize okusanız da dönüp baktığınızda size aslında pek de bir şey anlatmadığını göreceksiniz. Zaman kaybı.
Her Şey B*ktanMark Manson · Butik Yayınları · 20191,194 okunma
Bol Domuzlu Garip Bir Köylü Hikayesi
Puan vermedi·98 syf.··
2024 49. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2024 08:45
Aslında çok fazla inceleme yapan birisi değilim ama bu kitap için birkaç cümle yazmak istedim. Bunun için de ÖSS paragraf sorusu niteliğinde bir giriş yapacağım (Evet ÖSS, çünkü yeni sistemi bilmiyorum) Bazı kitaplar vardır ki ne konusunu bilirim, ne de yazarını tanırım ama yine de içimde bir merak uyandırır. Kaç kişi okumuş, kaç puan almış, ne anlatıyor diye sormam bile. Bazen sadece ismi ya da kapağı yetiverir o kitabı seçmeme. Bu kitap da işte öyleydi benim için; hakkında en ufak bir fikrim olmadan, yalnızca kapağının cazibesine kapılarak aldım. Akıcı dili, ilginç konusu ve sıkmayan tasvirleri ile okuması kolay bir kitap. Kitapta Bonaparte O'Coonassa adında bir köylünün sürekli sefalet, kötü hava şartları ve bitmek bilmeyen talihsizliklerle dolu yaşamı abartılı bir dille işleniyor. Konusu ilginç dedim fakat çok farklı şeyler beklemeyin; fakir bir İrlanda köylüsünün basit hayatını anlatıyor. Flann O'Brien’ın Fakirlik Edebiyatı (An Béal Bocht ya da The Poor Mouth), İrlanda'nın fakir köylü yaşamını eleştirel bir dille ele alan özgün ve etkileyici bir eser(miş). Hikâye, bir yandan İrlanda’nın trajik görüntüsünü abartarak sunarken, diğer yandan İrlanda köylüsünün sürekli yoksulluk içindeki yaşamını abartılı bir şekilde tasvir ediyor. Sanırım İrlandalı yazarların İrlanda yaşamını romantize etme alışkanlıklarını eleştiren bir yapısı da varmış lakin bu kitaba dair o kadar derin bir okuma yapmadım. Kaldı ki İrlanda edebiyatının temellerini de bilmiyorum. 1900'lerin başında İrlanda köylerinde fakirlik, halkın günlük yaşamında derin bir iz bırakmıştı. Özellikle Batı İrlanda’nın taşra bölgelerinde, yetersiz beslenme, elverişsiz barınma koşulları ve ağır doğa şartları, köylüleri sürekli bir mücadeleye sürüklemekteydi. Tarım dışında iş imkânlarının olmaması ve İngiltere ile
1000Kitap
Fakirlik EdebiyatıFlann O'Brien · Everest Yayınları · 2022163 okunma