İbni Sina, evrende tesadüfe de yer olmadığının net olarak altını çizer. İbni Sina'dan 9 yüzyıl sonra, yine bir başka dâhi, Albert Einstein da "Tanrı zar atmaz..." diyerek aynı noktaya parmak basar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İbni Sina'ya göre varlıkbilim açısından düşünülecek olursa, bir şeyin düşünce halindeki varlığına ait olan her şey, o şeyin gerçek varlığına aittir çünkü her yönden daha az yetkin olan, kendinden daha çok yetkin olanın varlığını hatırlatır. Bu da bir tanrının varlığına delildir çünkü "olmayan bir şey" düşünülemez.
İbni Sina, müziği, matematik biliminin dört bölümünden biri olarak saydı. Ona göre müzik kullanılarak insan tedavi edilebilirdi ve şöyle diyordu:
"İnsanlar ve hayvanlar ses ile kendi üzüntülerini, acılarını, sevinçlerini yansıtabilirler. Ahenkli bir düzen içerisinde, belirli bir şekilde ayarlanmış olan sesler, insan ruhu üzerine çok derin tesirler yapar."
Nitekim sonraki yüzyıllarda Selçuklu ve Osmanlı şifahanelerinde müzikle tedavi uygulandı.