Böylesine güzel bir kitabı nasıl olur da bugüne kadar okuyamadım, üzdü bu biraz. Ama Fugui'yle tanışmanın sevinciyle yaşayacağım artık. Bana öğrettiği çok fazla hayat dersi var. Bugün okuduysam kitabın vakti bugünmüş demek ki diyorum ve en sevdiğim kitaplar arasında yerini gönül rahatlığıyla alıyor bile.
Herkese ve her şeye rağmen yaşamalı. Çok zor şartlarda olsak bile, sevdiğimiz insanları bir bir kaybetsek bile, ekonomik anlamda dibi görsek bile bir umudu olmalı insanın yaşamak için. Ne diyordu Fugui: "Umudumuzu yitirirsek nasıl yaşardık?" Umut olmalı her zaman için, yaşama tutunmak için bir sebebi olmalı insanın.
spoiler!
Fugui'ye yer yer çok sinirlendim yer yer çok hüzünlendim. Genç Fugui, Jiazhen gibi sadık bir eşe sahipken geneleve gitmesi, bunca mal varlığını kumarda çar çur etmesi başlarda sinirlenmeme sebep oldu. Sonrasında Fugui'nin tüm mal varlığını kaybedip, aklı başına gelince asıl hikaye başladı benim için. Artık her şeyin farkında olan bir Fugui vardı, zor bir hayat onu bekliyordu. Ben de onunla birlikte tarlada çalışmış gibi yoruldum, sevdiğim insanları bir bir kaybetmiş gibi mahvoldum, zorla askere götürülüp çok zor günler yaşamış gibi çaresizliği yaşadım ama çaresizliğin içinde bile umut vardı. Yoksa yüzlerce insanın öldüğü yerde nasıl hayatta kalırdı başka türlü? Köydeki insanların aç kaldıkları, bir parça patatese muhtaç olduğu dönemde onlarla açlığı hissettim. Tok olmanın kıymetini daha iyi anladım.
Ağladığım o kadar çok yer var ki.. Ama beni en çok etkileyeni nedensiz Youqing'in ölümü. Coğrafya kaderdir, Youqing için kederdi. Acımasızca bir ölümdü, Valinin eşi için fazlaca kanı alınınca anladım ki bazı insanların hayatı bazılarınkinden kıymetsiz. Fengxia, neşeli kızım, Erxi'den önceki hayatı hak etmedi ama işte hayatımızı,ailemizi