Ah Vasya, yufka yüreklim...
Aslında ortada çözülemeyecek bir felaket yoktu. Belki konuşulsa hallolacak, belki bir iki gün içinde unutulacak bir meseleydi.
Belki de mesele olay değildi mesele Vasya'nın ruhuydu. O kadar ince, o kadar alışkın değilmiş ki güzel şeylere... Mutluluk bile ağır geldi ona. Sanki o mutluluğun bir bedeli olması gerekiyor ve Vasya'nın da bunu ödemesi gerekiyormuş gibi.
Vasya' ya çok üzüldüm... ama en derin yerde Arkadi'nin çaresizliği kaldı bende. Dostunun derdine derman bulmaya çalışan koca yürekli Arkadi. Birini sevmek, yanında olmak , çırpınmak... ve yine de onu kendi düşünce bataklığından kurtaramamak. Ve o zaman anlarsın ki bazen de en büyük acı, sevdiğimiz birini kaybederken elimizden hiçbir şeyin gelmemesidir.