Şülay Pehlivan

Şülay Pehlivan
@sulay
"Yürümek düşünmekse, durmak algılamaktır."
Öğretmen
Çukurova Üniversitesi - Mersin Üniversitesi YL
Mersin/Adana
Hatay
39 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Bazı kitapların arasında sadece sayfalar değil, yıllar da saklı kalıyor. Taşınacağım için kitaplarımı toplamaya başladım. Eskiden, bazı şeyleri unutma ihtimalime karşı kitaplarımın içine küçük notlar yazarmışım. Şimdi neredeyse her kitabımda geçmişten kalma bir iz, bir insan, bir anı karşıma çıkıyor. Bu not da onlardan biri. Bundan belki de 9-10 yıl öncesiydi; henüz lisedeydim. Aydın abiyi Facebook’ta kitap yorumlarından tanımışım. İnsanlar hangi şehirde olursa olsun birbirlerine kitap hediye etsinler demişti. Sonra mesaj atmışım; çok iyi, hoş bir sohbet olmuş. Birbirimize kitap gönderme kararı almışız. O bana Telepati’yi göndermiş, ben ona Faust’u hediye etmişim. Trabzon’daydı. Belki onu gerçekten hiç görmedim, belki bir daha da göremeyeceğim ama belli ki hayatımda güzel bir yer edinmiş. Bugün bu notu görünce hem duygulandım hem mutlu oldum. Meğer bana kitap hediye eden, hayatıma dokunan, güzel izler bırakan ne çok insan olmuş. Bazı insanlar zamanla uzaklaşsa da bıraktıkları his bir kitabın arasında yıllarca bekleyebiliyormuş. Aydın abiyi bulur muyum bilmiyorum ama bulmak isterim.
Reklam
Daha önce Huzursuzluk kitabından bir cümleyi alıntılamıştım 2 ay önce. "Bu şehir benim şehrim değil artık." demiştim hayatımdaki en önemli varlığı kaybettiğimde. Şimdi o şehir de yok artık. Ne onunla gezdiğim sokaklar, ne beraber oturup kahve ya da portakal suyu içtiğimiz, bakla yediğimiz o küçük esnaflar... Alışveriş yaptığımız mağazadan bir türlü çıkamayınca "Ee hadi artık Şülaayy" dediği mağazalar, "Marketlerden alışveriş yapmam, küçük esnaf kazansın" dediği marketler, küçük esnaflar... Sen gittikten sonra her şey bitti amcam. Önce seni sonra bu şehri kaybettik. Yeniden inşa edeceğiz evet ama eskisi gibi olmayacak hiçbir şey. Seni en güvenli yere emanet ettik. Az kalmıştı bizi de alacaktı. Ne zaman olur bilmem ama biz de geleceğiz yanına. O zamana kadar hep eksik olacağım ama benim için ne yaptıysan hepsinin hakkını vereceğim. Huzur içinde uyu, seni seviyorum ve çok özlüyorum...
Hayat zorluklar, kabullenmeler ve tercihler üzerine kurulu bir düzenek. Seni zorlayan bir durum olur ve iki seçeneğin vardır; kabul etmek ya da etmemek. Hangisini yapacağın senin tercihine kalır. Tercihini yaptıktan sonra nasıl ilerleyeceğin de yine bir tercih meselesi. Ölüm bile kabul edilebiliyor. Bunca zaman hayatında olan bir insanın artık olmayacağını bile kabul edebiliyor insan ve ona göre yaşıyor. Kabullenmelerin en zoru bu değil mi? Peki ya nasıl ilerleyeceğini seçmek? Bir insan vardı hayatımda, varlığı o kadar şey kattı ki yokluğu hissedilmiyor bile. Ne zaman konuşsak şunu söylerdi; "Yaşadığın hayat tercihlerinin sonucudur."
İnsan sevdiği birini kaybedince kalan sevdiklerine karşı daha yufka yürekli oluyormuş.
Üşüyorum ve bunun havayla bir ilgisi yok.
Reklam