İstemeden geldiğimiz bu dünya ile olan ilişkimiz, ara vermeden (uyku) ona katlanamadığımız gerçeğini gösteriyor. Bu yüzden zaman zaman bu dünyaya gelmeden önceki, yani rahim içi durumumuza tekrar dalıyoruz. Bu rahim içi durumun aynısını oluşturmaya çalışıyoruz, karanlıkla, sıcaklıkla ve heyecandan uzaklaşmayla. Bazılarımız uyku sırasında ana rahmindeki bir bebeğin pozisyonuna benzer şekilde vücutlarını top yapıyorlar. Yetişkin olarak bireyliğimizin üçte ikisinde dünyaya ait olduğumuzu, üçte birinde ise hala doğmadığımızı bile söyleyebiliriz.
Bu dünyaya isteyerek veya istemeyerek geldiğimizi söyleyemez; bu bir belirsizliktir. Bilinç dışında biliyor olabilirsin, bir seçim yapıp yapmadığını ama bilinçli halin bunu söyleyemez.
Freud burda "istemeden" demekle ana rahmindeki koşullara alışık olan bebeğin zorlu dış koşullara getirilmesinden söz ediyor. Bebeğin doğum sırasında kendini çok rahatsız hissettiğini varsaymanın da doğru olduğunu ekliyor.
Muhtemelen ben birini öldürdüğüm için yollardır hapiste yatmış ve sonrasında orada da asabımı bozan insanları şişlemiş ve buruşuk ama bir o kadar da hapisten hapise girmenin verdiği hürriyetinin kısıtlanmasına tahammülü kalmamış biri olacağım. Ölmek sizin sandığınız kadar kolay değil yani...