Korkmayın, intihar etmeyeceğm. Hiçbir şeyi de yakmayacağım. Çünkü, sizin için, bundan böyle asla’daki her zaman'ların peşinden koşacağım.
Bu dünyadaki güzelliğin.
Hayatımda ilk kez, asla kelimesinin anlamını hissettim. Korkunç! Bu kelimeyi günde yüz kez telaffuz ediyoruz, ama gerçek “bir daha asla!”yla karşılaşmadan önce söylenenin ne olduğunu bilemiyoruz. Sonuçta, olacakları kontrol edebilme yanılsaması hep var; hiçbir şey bize kesin gelmiyor.
Hayatın hep o güzellik ile ölüm arasındaki, hareket ile yok oluşu arasında dengede sürdürmek gerektiği mi?
Canlı olmak belki de budur: Ölen anların ardından koşmak.
Arzu! Bizi taşıyan ve çarmıha geren odur. Bizi önceki gün kaybettiğimiz ama güneş doğduğunda yeniden bir fetih alanı gibi gördüğümüz muharebe alanına her gün yeniden taşır.