“Yüzlerce kez yanıldım ben. Ama çirkin, mahvolmuş, umutsuz ve hem zehirlenmiş hem de zehirleyen bir maddeden oluşmuş biri olduğum için haklıymış gibi görünebiliyordum. Hatalıysam bile –birazcık da olsa– bana daha başka ne yapılabilirdi ki zaten?”
Bir keresinde, kendine korkunç işkenceler yapan bir hastam olmuştu. Ona neden böyle şeyler yaptığını sorduğum zaman, ‘Bunları bana dünya yapmasın diye,’ karşılığını vermişti. Sonra, ‘Dünyanın neler yapacağını görmek için biraz beklesenize,’ demiştim. O da, ‘Anlamıyor musunuz? Eninde sonunda oluyor bunlar, bu şekilde hiç olmazsa kendi yıkımımı kendim yönetiyorum,’ diye yanıt vermişti.
Ancak, “bir yere ait olma” içgüdüsü, onu bir
başka düzen arayışına itecek, genç kızın zengin düşlemi ve
mizah duyusuyla yarattığı gizli, düşsel bir dünyaya
sığınmasına kaynaklık edecektir.