- Siz, evlenmek istemiyor musunuz?
- İstiyorum ama, ilkin bir evlenecek hanım bulmak ister. Kolay mı? Siz kiminle evleniyorsunuz?
- Bir istasyon memuru...
- Ooooh, ne iyi! Yalnızlık içinde bir istasyon, sanki yeryüzünde ikiniz yalnız kalmışsınız, gece sabaha karşı kalkıp tereyağlı ekmekle çay içmek!.. Dışarda kar! Çaylıkta kaynayan suyun dumanları çıkar. Yaz günü, ikindi-üstü yerlere bir hüzün çöker. İnsan dalgınlaşır, gözleri dalar. Bir kuru kengelin dikenli başını salladığına bakar, kalırsınız. Ne iyidir!
- Siz, bunları seversiniz demek?
- Ben, her şeyi severim ama, eğer birini seversem!
- Kimi?
- Kim olduğunu bilmem, bir kadını, bir hanımı!
- O hanım yok mu? -Yok. - Demek siz, şimdi kimseyi sevmiyorsunuz?
- Sevmiyorum. Sevmediğim için de, hiçbir şeyi sevmiyorum.
- Şimdi, ikindi zamanlarını, tereyağlı ekmeği severim, diyordunuz!
- Ben, sizin hesabınıza düşünüp, söyledim! Benim, sizin gibi bir sevdiğim olsa, o zaman tereyağlı ekmeği de severim.