Gökyüzüne sordum seni,
Martılardan aldım haberlerini saniye saniye,
Her gece sen diye geveze oldular, Dengesizliklerini öğrettiler bana,
Saydın saydın sen bir bir papatya misali,
Sevgi o kadar kıymetli ki, değil papatya sonsuz tır dolusu kırmızı ve siyah gül de olsa ifade edilmez ki...
Ruhun ruhu sevmesi an içinde gerçekleşirken,
İlk bakış ilk görüşte akışın olmaması ne demekti ki?
Çıkmaz da olan ruhum, geminin dümeni ile başka bir rotayı uygulamaya başlamıştı bile.
Bir kaçış mıydı?
Yoksa ifade ediliş mi?
Belki de en baştan beri olmaması gereken bir şeyi elinin tersiyle itmesi gerekirdi ama, tadını çıkardı sadece.
Mutluluk ve kaygının bir olduğu zaman, zaman olmazdı ki...
Kaygıyla yaşanmaz ki.
Her dakika kalbin ve midenin yer değiştirmesi,
Savaşıyorlar adeta,
Bu savaşa dur demenin zamanı gelmedi mi?
Sütün kaynaması her dakika kontrol edilmez ki...
Ateşin içinde yok olan su gibiyim,
Cevabı bilip, cevabı bekleyen biriyim adeta.
İlk ışığı almayan hissedemez ki.
Gönülden gönüle akmalı, hissetmeli.
Adeta yaşamalı.
Ruh beden ve zihin serbest kalmalı.
Teslim olmalı.
Ey insanoğlu duygularının peşinden gitmiyorsun.
Duygu senin peşinden geliyor.
Bırak gitsin duygular.
Bırak gitsin yaşam.
Ama o bilmez ki!
O duygu bu duygu değil.