şimdi bu dik duruşumu sarmalayıp yuvarlamak istiyorum. ama bu gece şiir yok, bu gece ağlamak
yok, tamam mı.. notalarından koparılmış parmaklarını görüyorum. şiirlerimi dilini akrep sokan
denizlere fırlatıyorum. parmaklarımı kesmek istiyorum.
Dışarıyı anlatmamı istiyorsun. Dışarıda da, içeride de bizi acıtan şeyler hep aynı. Aynı betondan,
aynı demirden yapılmış evlerimiz. Sadece “daha masumuz” diye sokaklar boyunca
dolaşabiliyoruz. Ya da başka beton evlere gidip demir balkonlardan sarkıyoruz. Sarkıyoruz ama
düşmüyoruz. Bize balkonlardan sadece rüyalarda düşüldüğü öğretildi.
"Elleriniz çok güzel, eminim ki hayalimdeki dünyada çok güzel çiçek taçları yapardınız. Söz vermek isterdim size ama artık söz vermemeliyiz, biliyorum çünkü korktuğunuzu. Kendinize soğuk biri diyorsunuz bayım, ama benden tek bir duygunuzu bile saklamıyorsunuz, sevmeyi bilmem diyorsunuz ama çok güzel sever gibi bakıyorsunuz, söylemek istediklerinizi parmak uçlarınıza saklıyorsunuz hep. İyi ki öpmüşüm parmak uçlarınızdan, yoksa nasıl hissederdim tüm bunları?"