...suyu sevmem, nefret ederim; ancak ilk defa o sıcak yaz hülyalarını özlüyorum, saçlarımın parladığı, şu yarı çıplak dolaşılan mevsimi. eski sevgilime yazdığım aşk mektuplarının ruhumu sarhoş ettiği zamanlardan biriydi bu yaz. şimdi ise kış, saçlarım kırık ve ben kalbimi hissedemiyorum. bunu sana neden yazıyorum? (sen beni taşıyamayacak kadar hülyalısın çünkü, ben kafamda yeni savaşlarla mücadele edemeyecek kadar yorgunken,)
bunu sana yazıyorum, çünkü acı, hissedemediğin takdirde tükenmeyen bir mum. ve ben acımı, sana devretmek niyetindeyim. sen bir şairsin; elbet damarlarının içinde saklar, bileklerinden akıtırsın o acıyı. (ah biz şairler; drama, şarap ve ölüm insanlarıyız değil mi?) elbet hoş olurdu seninle şarap ve de ölüm, ancak kendimizi kandırmayalım, bu bir imkansızlık örgüsünden fazlası olamaz. seni bilmem ama ben, kelimelerimi pek doğru olmayan insanlarda, ağır duygulara şehit ettim. içimdeki bu boşluğu dindirmen için nefeslerim kesilene kadar öpmen gerekir beni, ki mutlu öleyim, ancak ne ben mutlu bir ölümü ne de sen güzel bir katil olmayı hak ediyorsun.