Kim haklı? Hayat "Bir budalanın anlattığı, kuru gürültü ve şamata dolu ve hiçbir şey ifade etmeyen bir hikaye midir?" diyen Shakespeare mi, yoksa "Ben öyle bilirim ki yaşamak / Berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır" diyen İsmet Özel mi?
Kapitalizm aklı, bilgiyi, ahlakı, aşkı ve adanmışlığı nasıl metalaştırdıysa anlamı da görsel ve sanal vitrinlerin ışıklı raflarında bir ürün olarak sergileme becerisine sahip. Kendine bilerek ve isteyerek yenik düşen müptezel insanoğlu da buna her zaman teşne zaten!
Her şeyi alt alta koyduğumuzda hayatı yaşamaya değer biliyorsak sorun yok demektir. Fakat hayatın nir anlamı yoksa o zaman şu temel soruyla yüzleşmek zorundayız:
Anlamı olmayan bir hayat yaşamaya değer midir?