Düşünmeye başladım. Şimdiye kadar yalnız işitmiş, görmüş, yürümüş, nereye çekerlerse oraya gitmiştim. Olayların olayları, açıklamaların açıklamaları kovalayışına seyirci kalmıştım... Şimdi ise düşünüyordum.
Bir günü al, parçalara böl, hatta bir on dakika, beş dakika bile boş bırakma. Her dakikaya bir iş düşsün, her işi düzenle, şaşmaz bir titizlikle yap. Bak göreceksin, daha sen günün başladığını anlamadan akşam oluverecek; sen de, dakikalarının geçmesi için bir kimseye borçlu kalmayacaksın, vakit geçirebilmek için hiçbir kimsenin dostluğuna, anlayışına, sabrına, söyleşisine el açmış olmayacaksın. Kısacası, bağımsız bir varlığa yaraşır biçimde yaşamaya başlayacaksın.
Yeryüzünde senden başka hiçbir canlıya karşı böyle bir borç altında olmaya dayanamazdım. Sen başka. Sana karşı borçlu olmak bir yük gibi gelmiyor bana, Jane.
Doğallığı, candanlığı hiçbir zaman terbiyesizlik saymayacağımı sanıyorum, efendim. Bunlardan ilk ikisini (doğallığı, içtenliği) severim ben. Öbürüne ise, özgür doğmuş olan hiçbir yaratık baş eğmez, hatta bir maaş uğruna bile!
Boş laf! Özgür doğanların çoğu bir maaş uğruna her şeye baş eğerler!