Sümeyye

Ama başkalarının gençlik dediği şey bende yıllar önce bitmişti, kendi gençliğimi bile yeterince sevmediğimden ona veda etmek beni fazla üzmedi.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Çok kısa bir zaman sonra arkadaşım öldüğünde ve tabutunu mezara taşıdığımda, çocukluğumdan beri bana yakın olan bu adamı artık sonsuza dek kaybettiğime dair bu bilgi karşısında keder hissedip hissetmediğimi, içimde bir duygunun oluşmadığını görmek için kendimi dinledim. Ama hiçbir kıpırtı yoktu, sanki camdan yapılmıştım, dışarıdaki dünya içimden yansıyıp gidiyor ve kalmıyordu ve her ne kadar bu ve benzeri olaylarda, gerekli nedenlerle bir şeyler hissetmek, kendimi duygulandırmak için çabalasam da bu kayı ruh halimden hiçbir cevap gelmedi.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı
İşte o anda ilk kez içimdeki bu felci ne kadar ilerlediğini tamamıyla farkettim. Sanki akan parlak bir suyun içinde durmadan, bir yere tutunmadan hareket ediyordum ve çok iyi biliyordum ki bu soğukluk ölü bir şey gibi, bir ceset gibiydi, henüz çürümüşlüğün kötü kokusuyla sarılmamış ama çoktan iyileşmeyecek şekilde uyuşmuş, duygusuzluğun gaddar soğukluğu gibi.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı
Otomatik olarak hobilerimin devam ettirip cam ve antika parçalar almaya devam ediyordum ama artık benim olduklarında onları sınıflandırma zahmetine katlanmıyor, ya da bulmam uzun zaman alan nadide bir parça beklenmedik bir şekilde elime düştüğünde sevinemiyordum.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Alıntı
Fazlaca mantıklı bir yoldan hayatımdaki bütün engelleri kaldırmıştım ve yaşama gücüm bu engellerin yokluğu karşısında tükenmişti. Daha az şey istediğimi ve istediklerimi bile daha az istediğimi farkettim, duygularım üzerine bir çeşit felç inmişti -belki bunu tarif etmenin en iyi yolu- öyleki duygusal bir güçsüzlükten, hayatı tutkuyla yakalamaktan acizlikten çekiyordum.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam