Kitabın konusu da, kitap hakkındaki güzel düşüncelerimin bir sebebi olsa da asıl değinmek istediğim şey kitabın anlatımı.
Her karakterin, roman içindeki duruma gelene kadar yaşadığı asıl olay anlatılmış. Olay örgüsünün arasına yerleştirilen bu kısımlar olaydan koparmıyor tam aksine kitaba akıcılık katıyor. Bu bahsedilen karakterler hiç ummadık yerlerde bir araya getiriliyor, bu gerçekten kitabın anlatımını beğenme sebeplerimden birisi. İlk başta kitabın ana karakteri kim olacak acaba diye bir soru sorsam da kendime, ilerleyen sayfalarda bu sorunun cevabını net bir şekilde aldım.
Tarihî bir dönemden bahsetmesi kitabı kesinlikle anlaşılmaz yapmamış. Arada okumaktan sıkılıp "Keşke geçebilsem buraları." dediğim kısım olmadı diye hatırlıyorum. Kitabı kısa bir süre içerisinde bitirebildim zaten.
Rene Descartes'ın "Düşünüyorum, o hâlde varım." ilkesi üzerinde durulması ve kitaptaki karakterin bu ilke üzerine farklı bir şey eklemesi hoşuma gitti açıkçası.
İyi okumalar.