Kitaba genel bir yorum yapmak istiyorum olayı anlatmak yerine.Gerçek ile görünenin arasında çok fark vardır.Görünen gerçeği gizleyebilir.Hatta zaman zaman öyle kör oluruz ki gördüğümüzü sandığımız şeyleri meğer görmeyiz.Bu da bize çok şey kaybettirir. Bize dışardan bir göz söylediğinde anlayabiliriz hakikati.Ne yazık ki iş işten geçmiş olur.İkili düşünceler ile okuduğum kitabın sonunda hakikati öğrenmek beni hem mutlu etti hem üzdü.Çok duygulandım.Bir o kadar da beğendim.Ne mutlu ki yüreği merhametten, iyilikten yana olan insanlara.
Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değildim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.
Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir... Şimdi anlıyorum ki değilmiş... Yollar görünmez kayalarla doluymuş... Onlara çarpmamak lazımmış... Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını fark edemezmiş... Ta kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar...
"Gecenin bir kısmını böyle feryatlarla, gözyaşlarıyla geçiren Meveddet Hanım, ertesi sabah en mesut bir kadın gibi, taze ve şen uyanırdı. yağmur ve fırtına gecelerinden sonra gelen taze sabahlar gibi.”