sunayahsi

Toplumlara ve kadına ayırdıkları yere bakacak olursak, kadınların onama güçlerinin erkeklere göre daha zayıf olduğunu görüyoruz. Kadınlar genelde sıradan yan rollerdedir. Bununla birlikte, erkek egemenliğinin dün olduğu gibi bugün de yansımalarından biri, pek çok kadının hâlâ erkeklerin onamasına, kabulüne ihtiyaç duymasıdır: Erkekler onların "kafasının içindedir". Elbette her şey kültür, çağ, sosyal statü ve rolle alakalıdır. Karşılıklı etkileşim halindeyken herkesin bir konumu ve bu konuma göre değişen ama mutlaka erkeğin lehine olmayacak bir onama gücü vardır. Ancak bütün değişkenleri sadece rolü korumak için denklem dışında bırakacak olursak, kadına verilen en değerli rolün aşk, yani sevilen varlık olma durumu olduğunu görüyoruz. İşte o zaman tıpkı erkekler gibi onun da onama yetkisi zirveye ulaşıyor.
Kitap Alıntısı
Reklam
Diogenes, "Bir insan arıyorum" dediğinde, olduğunu sandığı kişiyi doğrulayabilecek yetkinlikte herhangi bir muhatap bulamadığını ifade ediyordu. Onu bulamıyordu çünkü onama gücüne herkes aynı şekilde karşılık veremiyordu: Kimliğe dair ihtiyaçlarımızı sadece bizim için anlamı olan "önemli başkaları" karşılayabiliyor. Hastayken bir doktora, bir şifacıya, bir rahibeye veya bir yalvaça güveniyoruz; bir kadına veya bir erkeğe, genç, olgun veya yaşlı birine, bir yurttaşımıza veya bir yabancıya yönelmeyi tercih ediyoruz. Onama yetkisini bir tek, bizi yargılama hakkına sahip olduğunu düşündüğümüz bir muhataba veriyoruz. Başka bir deyişle, onayını beklediğimiz kişi hem dengimiz (bize layık) hem de üstümüzdür (bize hak veren).
Kitap Alıntısı
"Karşılıklı aşk, iki kişi arasındaki etkileşim, bir yüz yüze iletişim durumudur. Kendisini hangi koşullarda gösterirse göstersin (tanıkların, akrabaların, arkadaşların, rakiplerin varlığı), aşk eninde sonunda iki taraflı bir çatışmaya dönüşüyor. Şu halde, insana özgü iletişimin temel kurallarına da uymuş oluyor. Ancak bunu mesaj alışverişine indirgeyemeyiz; hele ki konuşmaların yüzeyselliği ile aradaki bağın yoğunluğunun çeliştiği aşkta."
Kitap Alıntısı
"Sağduyu açısından aşk duygusunun tarih ve kültür ötesi bir özü var. Aşk ilişkisi ile kadın düşmanlığı arasındaki bağı ortaya koymak için, aşkın özleştirilmesini doğallığını yitirmesinden ayıran dar yoldan ilerlemek gerekiyor."
Kitap Alıntısı
"Aşk her yerde, kadınların doğmadan önce ortadan kaldırıldığı, hatta "namus cinayetleri'ne kurban gittikleri kültürlerde bile muhataplarının ölümüne ve ailelerinin itibarsızlaşmasına varıncaya kadar en zorlayıcı toplumsal normları altüst edebiliyor."
Kitap Alıntısı
Reklam