sunayahsi

Pierre Bourdieu'nün o ünlü Eril Tahakküm adlı eserinin post-scriptum'unda yaptığı gibi, bu soruyu daha önce kimse özünde bu kadar iyi sormadı: "Aşk, eril tahakküm yasasında, temsillere dayalı şiddetin ötelenmesine yarayan ve en yüksek değerin atfedildiği tek istisna mıdır, yoksa bu şiddetin en ustalıklı şekilde saklandığından dolayı en üst seviyedeki hali midir?"
Kitap Alıntısı
Reklam
"Aşkı, yarattığı etkilere göre yargılayacak olursak, arkadaşlıktan çok nefreti andırmaz mıydı?" La Rochefoucauld'un bu düşüncesinden daha rahatsız edici ne olabilir? "Kendimizi kadınları seven adamla özdeşleştirmeyi yeğliyoruz; kadınların sevdiği adamla aynı kişi bu. Aşk, saflığın simgesi olarak her türlü şüphenin uzağında kaldığından, onun kadın düşmanlığını körüklediğinden şüphelenmek sağduyuya fazlasıyla ters düşecektir. Bunların ihtiras suçları olduğunu ve içimizde tuhaf bir hayranlığa yol açtıklarını yadsımıyoruz. Diğer taraftan, başımıza gelmeyeceğini düşündüğümüzden dolayı da istatistiklerin arkasına saklanıyoruz."
Kitap Alıntısı
"Kadın düşmanlığının kentsel dokuya, meclis salonuna ve spor sahalarına işlediğine şaşıran yok ama bunun romantik ilişkilerin bağrında yer aldığını hayal etmek oldukça zor. Filozoflar ve psikanalistler bu çift anlamlılıktan kuşku duymuyor ve çektikleri söylevler bize rahatsızlık veriyor."
Kitap Alıntısı
"Eşitliğin dinamiği "kadınların kazanımları - feminizm karşıtı tepkiler - suçluluk ve baskılama" üçlemesine dayanıyor. Kadınların kazanımlarının mutlaka somut olması gerekmiyor. Bazı erkeklerin bunları gerçek sanarak kendilerine tehdit olarak görmeleri yeterli çünkü feminizm karşıtlığı doğası gereği faraziyelerden besleniyor: kadınsı yıkıcılık, cinsiyet karmaşası, ailenin yok oluşu, eşcinsellik dalgası, erkekliğin bozulması... Ama "kadınların kazanımları" dendiğinde de kadınların erkeklere ayrılmış yerleri hemen işgal ettiği düşünülmesin. Örneğin, 17. yüzyılda kadınların edebiyat alanındaki başarısının gösterdiği gibi, kadınların ilerlemesindeki dinamik, sonu genellikle bir yan rol konumuna çıkan dolambaçlı bir yoldur."
Kitap Alıntısı
"Centilmenlik olarak sınıflandırılan ve hızla yaygınlık kazanan davranış biçimleri kadın düşmanlığında bir gerilemeyi işaret etmekle birlikte cinsiyetler arasında aldatıcı bir eşitlik kurulmuş oldu. Aşağılayıcı hareketler, küfürler, kaba ve saldırgan hareket ve konuşma biçimleri kibar adam idealiyle birlikte yavaş yavaş geriledi."
Kitap Alıntısı
Reklam