Ne dediğini de bilmiyor artık, ne hissettiğini de: Kendini kesmek, yok olmak, yatıp bir daha kalkmamak, kendini uzay boşluğuna fırlatmak istiyor. Kendinden nefret ediyor, kendine acıyor; kendine acıdığı için kendinden nefret ediyor.
Willem'i o kadar zamandır tanıyor, yüzünü o kadar çok gördü ki, ona dışardan bakamıyor: Onun yüzünü, kendi yüzünden daha çok tanıyor. Her ifadesini biliyor.