Ödön Von Horvath

Ödön Von Horvath

8.0/10
31 Kişi
·
56
Okunma
·
4
Beğeni
·
581
Gösterim
Adı:
Ödön Von Horvath
Unvan:
Yazar
Doğum:
Rijeka, Hırvatistan, 9 Aralık 1901
Ölüm:
Paris, Fransa, 1 Haziran 1938
Ödön von Horváth, 1901’de Macar bir diplomatın oğlu olarak, o zamanlarda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun toprağı olan, bugün ise Hırvatistan sınırları içinde kalan Fiume’de (Rijeka) doğdu. İlkokula 1908’de Budapeşte’de başladı. Babası soyluluk unvanı alarak Münih’e tayin edilse de Ödön, ailesinin yanında kalarak ilköğrenimini Budapeşte’de, ortaöğrenimini ise Bratislava ve Viyana’da, -anadili olmayan- Almanca okuyarak tamamladı. Üniversite eğitimi için gittiği Münih’ten diplomasız bir şekilde ayrıldı ve Berlin’e yerleşti. Sonrasında Bavyera’da ve Murnau’da yaşadı. Oldukça verimli geçirdiği gençlik yılllarında yazdığı oyunlar edebî çevrelerden övgü, Nazi yanlısı basından ise yergi aldı. 1924’te katıldığı Alman İnsan Hakları Derneği adına çalışmalarda bulundu. 1931’de Kleist Ödülü’ne layık görüldü. 1933’te Nazi baskısının artması nedeniyle Viyana’ya yerleşti. Fakat Avusturya’nın Nazi Almanya’sıyla birleşmesi üzerine 1938’de ilk önce Budapeşte’ye, daha sonra ise Paris’e kaçtı. Daha ilk eserlerinde bile işlediği faşizmin, öngördüğü biçimde yoğunlaşan baskısını konu alan Tanrısız Gençlik [Jugend ohne Gott] romanı 1937’de Amsterdam’da yayımlandı. 1939’da, Tanrısız Gençlik’in film uyarlaması için bir görüşmeye giderken Champs-Elysees’de fırtınadan korunmak için sığındığı bir ağaca yıldırım çarptı ve kopan dal parçasının üzerine düşmesi sonucu henüz otuz sekiz yaşında hayatını kaybetti.
Artık kişilik değil, yalnızca itaat var sayılıyorsa hakikat gider ve yalan gelir.
Bütün günahların anası olan yalan.
Ödön Von Horvath
Sayfa 139 - Jaguar - Mayıs - 2017
Doktor olmaktansa öğretmen olmak istedim. Hastaları iyileştirmektense, sağlıklı olanlara bir şeyler katmak, daha güzel bir geleceğin inşasına ufacık bir katkıda bulunmak.
Ödön Von Horvath
Sayfa 56 - Jaguar - Mayıs - 2017
Canilerle ve çılgınlarla muhatap olan kişi, canice ve çılgınca davranmak zorundadır, aksi halde yok olup gider. Geriye kemikleri bile kalmaz.
Gökyüzü yumuşak, yeryüzü solgun. Dünya, Nisan adlı sulu boya bir tablo.
Ödön Von Horvath
Sayfa 48 - Jaguar Kitap, 2. Baskı
“..biz bir araya gelir ve okuduğumuz her şey üzerine fikir alışverişinde bulunuruz.”
“Sonra?”
“Ve sonra, dünya üzerindeki hayatın nasıl olması gerektiği üzerine konuşuruz işte.”
Her zaman bazı insanların diğerlerine kıyasla daha fazlasına sahip olduğu değerler olacaktır. Yakada daha fazla yıldız, kolda daha fazla çizgi, göğüste daha fazla madalya, görülebilenler ya da görülemeyenler, zira zengin ve fakir daima olacaktır, tıpkı aptalın ve akıllının olması gibi.
Ödön Von Horvath
Sayfa 59 - Jaguar Kitap
''Kendi güruhunun çıkarına olan doğrudur, haklıdır,'' diyor Radyo. Bize yaramayan şey kötüdür, haksızdır. Demek her şey serbest; cinayet, hırsızlık, kundaklama, yalancı tanıklık...
Ödön Von Horvath
Sayfa 26 - Jaguar - Mayıs - 2017
Senin de çoktan bir çocuğun olabilirdi, diye düşünürüm sonra, fakat hemen kendime hâkim olurum, dünyaya bir çocuk getirmek mi? Sırf savaşın birinde vurulsun diye mi!
"Doğru. Tanrı'ya inanmıyorum." Sonra suskunluğu parçalıyorum "Dinleyin," diyerek, çünkü artık konuşmak zorundayım, "ben tarih okutuyorum ve İsa doğmadan önce de bir dünyanın olduğunu çok iyi biliyorum, antik dünya, Yunan dünyası, ilk günahın olmadığı bir dünya..."
Ödön Von Horvath
Sayfa 63 - Jaguar Kitap, 2. Baskı
Almanya'da Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte değişen toplum değerlerini inceleyen bir kitap.

Kitap, Nazilerin toplum üzerinde yaptıkları propagandayla, insanların kafa yapılarını ve düşüncelerini nasıl değiştirdiklerini, bir okul ortamında ve bir öğretmen gözüyle bize aktarıyor. Ülkenin hızla kötülüklere doğru gidişini gören öğretmenin basit bir şekilde öğrencilerini insancıl olarak uyarması bile toplum ve öğrencileri tarafından dışlanmasına sebep oluyor.

Öğrencilerin, ülkedeki Nazi karşıtı gruplara (onlara kitapta zenciler denmekte) karşı düşmanca yetiştirilmelerinin ve bir yandan da savaşa hazırlanmalarının hikayesini, o günleri direk olarak yaşayan kişinin gözlemleriyle öğreniyoruz. Kitaba heyecan ve sürükleyicilik getiren olay ise , öğrenci kampında işlenen cinayetin araştırılmasıdır. Bu araştırma sırasında yaşananlar, ülkenin o dönemde ki toplum yapısının geldiği durum hakkında da bize fikir vermektedir.

Nazi Almanya'sının başlangıcından bize bir kesit sunan bu kitabı ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
Kitabı okumadan önce, kitabın yazarının Tanrısız Gençlik'in film görüşmesine giderken sığındığı ağaca yıldırım çarpması sebebi ile hayatını kaybettiğini bilmem, kitabı hem kitap olarak hem de film olarak görmemi sağladı. Normalde her kitap zihnimin duvarlarına yansıyan bir filmdir fakat bu sefer onlarca pencereden birini seçtiğim için orada baktım sanırım bu kitaba.

Gelelim kitabın içeriğine. Horváth'ın bu eserinde Nazi Almanya'sında öğretmen olan karakterimizin dört bir yana saçılmış faşizm karşısındaki tutumlarını, yaşayışını ve en önemlisi iç dünyasında bu ideolojiye karşı oluşan nokta atışı sorularıyla yüz yüze gelmekteyiz. Bu sorularla siz de karakterimizle beraber soruyorsunuz bu soruları ve onunla bir yanıt bulmaya gayret ediyorsunuz. Bu eserde öğretmen karakterini çok sevdim çünkü fazla insandı. Ne siyahtı ne de beyaz. Karşılaştıklarını yorumlayan ve sorgulayandı fakat bazı yerlerde kendi kendini durdurup sadece seyirci olması gerektiğini, emekli olana dek işini yapması gerektiğini söylemesi bazı yerlerde ise aksini yapıp hakikat diye tutturup eleştirmesiydi gördüklerini. Sanırım bunlardı beni bu karaktere çeken. Diğer karakterler faşizmin pençesindeki itilmişlerdi, öğrencilerdi. Zencilerin(yabancılar, Yahudilerle denk olan) insan olduğunu söylemesi üzerine öğretmene karşı tutumlarını değiştiren minik çocuklardı. Öyle ki bu zehrin, gençlerde nasıl etkili olduğunu kitap ilerledikçe kendiniz göreceksiniz.

Benim oldukça beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Bu kitabı okumuş olmaktan da ziyadesiyle memnunum.
Parçalardan bütüne giden ve muhteşem göndermeler(tabii bunların açıklamaları) yapan kitap. Özellikle papaz ile öğretmen arasındaki tabiri caizse inanç savaşına dönen konuşma çok etkileyici.
Erdem mi, para mı?
Hakikat mi, yalan mı?
Tüm kötülüklere karşı tanrısız bir toplum.
Ayakta kalmak için sömürgecilik yapmak şart mı? Yetiştirmekte olduğumuz çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor?
Ne zamandır okumak istiyordum nihayet okudum, rahatladım. O bilindik Nazi hikayelerinin aksine kitap, 1930'ların başında hümanist bir öğretmenin bir sınıf faşist, ergen, erkek öğrenci ile savaşmanın öğretildiği kampta eğitim alırlarken işlenen bir cinayeti konu alıyor. Tabi anlattığım kadar basit bir cümle ile koskoca kitap hakkında fikir sahibi olamazsınız. Şöyle söylemek gerekirse; Hitler Almanya'sı "ağaç yaşken eğilir" mottosu ile ari ırk düşüncesini daha savaşa yıllar varken küçük dimağlara aşılayarak eğitimi ve geleceği bu şekilde şekillendirmiştir. Öğretmenin Faşizm korkusunu çok iyi yansıtıldığı kitapta, bir ispiyon ile hayatların karardığı, bu korkularla dinin sorgulandığı aslıdan pek çok metafor ve benzetmeyle Tanrı'ya bakışın değişkenliğinin anlatıldığı bir kitap. Okuduğum için memnunum açıkçası.
nazi almanyasında geçen bir cinayet.cinayatte bağlantısı olanların vicdanların sesini dinlerek söylemedikleri söylemelerinden sonra sonuçları ne olursa olsun doğruyu ve yalnızca doğruyu söylemek ve onu bulmak için çaba sarf ederken buluyorsunuz kendinizi.
Faşizmin inleyen sesleri altında masumiyetlerini kaybetmiş bir nesle öğretmenlik yapan kahramanımız vicdanının sesiyle ve adaletle hareket etmeye çalışırken kendini ihanet suçlamaları karşısında bulur. Radyodan sürekli yükselen seslere kulak veren yeni nesil, içlerindeki iyi niyeti kaybederken Tanrı'yı da kaybeder. Nazi döneminin insanları tek tip hale getirmeye çalıştığı ve kendilerinden olmayanları insan yerine koymadıkları propaganda dönemini cesurca gözler önüne seren bir eser olan Tanrısız Gençliği okurken insanoğlunun bir hamur olduğunu ve ona yanlış eller sekil verirse meydana gelebilecek olumsuz sonuçları görüyoruz. Kitabı okudukça radyodan yükselen o malum seslerin çocukların dudaklarından dökülen yansımaları gerçekten sizi de ürpertecek. Stefan Zweig'ın neslinin en yetenekli yazarı dediği Horvath'ı mutlaka zihninizde ve kütüphanenizde ağırlayın.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ödön Von Horvath
Unvan:
Yazar
Doğum:
Rijeka, Hırvatistan, 9 Aralık 1901
Ölüm:
Paris, Fransa, 1 Haziran 1938
Ödön von Horváth, 1901’de Macar bir diplomatın oğlu olarak, o zamanlarda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun toprağı olan, bugün ise Hırvatistan sınırları içinde kalan Fiume’de (Rijeka) doğdu. İlkokula 1908’de Budapeşte’de başladı. Babası soyluluk unvanı alarak Münih’e tayin edilse de Ödön, ailesinin yanında kalarak ilköğrenimini Budapeşte’de, ortaöğrenimini ise Bratislava ve Viyana’da, -anadili olmayan- Almanca okuyarak tamamladı. Üniversite eğitimi için gittiği Münih’ten diplomasız bir şekilde ayrıldı ve Berlin’e yerleşti. Sonrasında Bavyera’da ve Murnau’da yaşadı. Oldukça verimli geçirdiği gençlik yılllarında yazdığı oyunlar edebî çevrelerden övgü, Nazi yanlısı basından ise yergi aldı. 1924’te katıldığı Alman İnsan Hakları Derneği adına çalışmalarda bulundu. 1931’de Kleist Ödülü’ne layık görüldü. 1933’te Nazi baskısının artması nedeniyle Viyana’ya yerleşti. Fakat Avusturya’nın Nazi Almanya’sıyla birleşmesi üzerine 1938’de ilk önce Budapeşte’ye, daha sonra ise Paris’e kaçtı. Daha ilk eserlerinde bile işlediği faşizmin, öngördüğü biçimde yoğunlaşan baskısını konu alan Tanrısız Gençlik [Jugend ohne Gott] romanı 1937’de Amsterdam’da yayımlandı. 1939’da, Tanrısız Gençlik’in film uyarlaması için bir görüşmeye giderken Champs-Elysees’de fırtınadan korunmak için sığındığı bir ağaca yıldırım çarptı ve kopan dal parçasının üzerine düşmesi sonucu henüz otuz sekiz yaşında hayatını kaybetti.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 56 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 76 okur okuyacak.