S

S
@sunbleachedflies
she/her||20 ⋆。𖦹°⭒˚。⋆
58 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı

S

, bir kitap okudu
Puan vermedi·232 syf.·
17 günde okudu
·
2025 21. kitabı
Agustina Bazterrica
7.9/10 · 2.380 okunma
Reklam
Sık sık, cuma namazına gidip cemaatle oturan hükümdar­ ların resimlerine rastlardım. Hükümdar süzülmüş gözlerinin ara­sından büyük bir küçümsemeyle, hakka ermiş gibi bakarak otu­rurdu. Halkını aldattığı gibi, Allah'ını da aldatmaya çalıştığını gö­rürdüm. Çevresinde, söylenen her şeye hayranlıkla kafa sallayan, kısık sesle dua eden, ellerini önlerinde kavuşturan, çevrelerinde olup biteni açıkgöz, kuşkulu, sinsi, saldırmaya hazır, aşağılık bir saldırganlık dolu gözlerle seyreden yüksek görevliler olurdu. Savaş, kıtlık ya da salgın hastalık sonucu yaşamlarını yitiren şehitlerin ruhları için istekle dua ederken görürdüm onları. Başla­ rını yere eğip, korku ve etin dolgunlaştırdığı popolarını kaldırarak secdeye varırlardı. "Yurtseverlik" sözcüğünü her andıklarında, as­ lında Allah'tan korkmadıklarını, kafalarındaki yurtseverlik kavra­mının yoksulun, zenginin toprağım, onların kendi topraklarım sa­vunmak için ölmesi gerektiği anlamına geldiğini hemen anlardım, çünkü yoksulun toprağı yoktu.
Annem yoktu artık, onun yerine elime vurup, maşrapayı benden alan baş­ka bir kadın vardı. Babam onun annem olduğunu söylemişti. As­lında anneme tıpatıp benziyordu; aynı uzun giysiler, aynı yüz, ay­nı hareketler. Fakat gözlerine baktığım zaman onun annem olma­dığım hissederdim. Tam düşecekken beni kaldıran gözler değildi bunlar. İçlerinde güneş ya da ay ışığı oynaşıyormuş gibi olan, bak­ tığım zaman akın daha ak, karanın daha kara olduğu, kapkara iki yuvarlağı çevreleyen apak halkalar değildi bunlar. Bu kadının gözlerine hiç ışık değmemiş gibiydi, günün en ışıklı, güneşin en parlak olduğu zaman bile... Bir gün başını elle­ rimin araşma alıp yüzünü güneşe doğru döndürdüm. Ama gözleri sönmüş iki lamba gibi donuk, fersiz kaldı. Bütün gece uyumadım; yanıbaşımda yerde uyuyan kardeşlerimi rahatsız etmemek için hıçkırıklarmı boğarak bir başıma ağladım. Çoğu insan gibi be­nim de bir sürü kız ve erkek kardeşim vardı. Baharda çoğalan, kı­şın titreyip tüylerim döken, yazınsa ishal olup zayıflayan, birbiri ardına köşeye büzülüp ölen civcivler gibiydiler.
İlkeleri olan devrimciler de aslında diğer in­sanlardan farklı değildi. İlkelerini satarak, başka erkeklerin pa­rayla satın aldıklarını onlar kurnazlıkla elde ediyorlardı. Bizim için cinsellik neyse, onlar için de devrim oydu. Kullanılacak bir şeydi. Satılacak bir şeydi.
1000k