Sadettin Ökten'i bir vesile ile ilk kez okudum. Kitap kapağı, adıyla birlikte ilgi çekiciydi zaten. Başladım, okudum, okudum. Yazarın diline alışamadığım için parça parça, yavaş yavaş ilerledim. Altını çizdiğim o kadar satır var ki.. Gerçekten beni geliştiren, bana farklı bir bakış açısı katan bu kitabı sindire sindire okumaya çalıştım. Ki kitaplığımda yerini alan bu güzel kitabı çokça tekrar okuyacağım/okumalıyım gibi. İyi ki de okumuşum, iyi ki de Sadettin Ökten'i tanımışım. Bundan sonra daha çok karşılaşacağız gibi.
Şimdi insanlar kitap okuyamıyorlar.
Neden?
...
Beyin sanki bir denizanası gibi olmuş, bütün kıvrımları adeta kaybolmuş, düz bir satıh haline gelmiş.
Beynin cevvaliyeti yok olmuş.
Hemen sıkılıyorlar.
Onlara avantür, biraz daha ilerisi, yani 'görsel' lazım.
Böyle olunca da bütün kavram dünyası yok oluyor.
Zaten istenen de o!
Mesela herkesin elinde telefon, internet var. Dinî hassasiyetleri hiç karıştırmadan şöyle bir soru soruyorum:
"Herkes baksın kendine ve bir de kıstas koyalım... İlimle, bilgiyle ne kadar meşgul oluyorum? Hikmetle ne kadar meşgul oluyorum? Felsefeyle, sanatla ne kadar meşgulüm? Bu sırada bu aletleri ne mertebede kullanıyorum? Yahut mâlâyânî ile ne kadar meşgul oluyorum?..."