SUNSET PARK / PAUL AUSTER
Auster… Sevdiceğim. Kırmızı Defter ile tanıştığım, Leviathan’la daraldığım, Karanlıktaki Adamla zindanlarda kaldığım ama azimle sevdiğim Paulcüğümün şimdide Sunset Park’ını sevgili arkadaşım TC Arzu Ortaören ile beraber okuyacağız. İç Dünyamdan Notlar kitaplıkta sırada, Ay Sarayı kargoda. ( Bu gidişle bizi ancak ölüm ayıracak kıymetini bil bu sözü ne Grange’a ne Maalouf’a söyledim)
New Jersey'de doğup, 40 yıldır New York, Brooklyn'de yaşayan Auster, daha öncede New York Üçlemesi adlı seri (Cam Kent, Hayaletler ve Kilitli Oda) ile yaşadığı yeri anlatmıştı. ( hala bu üçlemeyi okuyamadım). Bu kitabı da Florida’da başlasa da, her köşesini özümsediği, kendi coğrafyası olan Brooklyn’de Sunset Park’da geçiyor.
Karakterlerin adlarını taşıyan bölümlerde ana öykü dışında onların hikayeleri ile yollarının kesişmesini anlatıyor. Her bölümde yaşananları anlatıcı olarak adını aldığı karakterden okuyoruz.
Başkarakter Miles Heller’ın bölümünde: “Ekonominin harap olması, sıkıntıların acımasızca yayılması yüzünden çöken dünyada, çöp temizleme işi bu bölgede gelişen birkaç sektörden biri.” Cümlesi dikkatimi çekti. Ekonomi, savaşlar, teknoloji, otomasyon gibi sebeplerden öne çıkan ya da unutulan meslekler oluyor. Aslında burada bahsettiği günlük çöpler değil, kentsel dönüşüm sonucu boşaltılan binalar, bina enkazları. Bu cümleyi okuduğumda ilk aklıma gelen ‘Senin çöpün başkasının servetidir.’ Sözü oldu. Bir başka açıdan değerlendirirsek; İnsanın sevmediği bir işte çalışarak / çalışmak zorunda kalarak, iyi para kazanması ne kadar ironik değil mi? Genç bir insanın yaşadıklarından dolayı 28 yaşında hayattan beklentisinin kalmaması, gelecek hakkında fikri olmaması, umudunun, hayallerinin kararması ne kadar acı değil mi? İşte Miles Heller’ın