Bir inanışa göre büyük tutkuların güçlü ruhları ölen bedenlerinden çıktıkları vakit yakınlarda bir yeni doğan ararmış.Sadece otuz dakikaları olurmuş bu yeni bedeni bulup kuşanmaları için.Otuz dakika sonra ruh ta unuturmuş kimi sevdiğini,neler yaşadığını.(Bazı bebeklerin doğduktan sonra ağlamamaları belki de bu telaştan ve dinlenmeden uyanmanın sersemliğimdendir.’Ne oldu, nereye geldim?’diye bakılırken,poposuna şaplağı yiyince ,’ Ah,evet,baştan başlıyoruz!’diye feryat etmeleri de bu yüzden olabilir.Nefes alınca ciğeri yanıyor ,evet…Ama hayat tam da bu değil mi?Nefes alıyorsun ,ciğerin yanıyor,sonra alışıyorsun bu yangına…)