Sisifos, cezasını bilinçli olarak kabullenir; tekrar aşağıya yuvarlanacağını bildiği halde, kayayı bütün gücüyle yukarı taşımaya devam eder.Camus saçma, yani absürt kavramını işte bu noktada tanımlar:Boşuna olduğunu bildiği halde direnen insan. Çünkü yaşamın anlamı, hayat anlamsız olsa be yenilgi daima tekrarlansa bile kötülüğe direnmektir.
Camus ölümü tercih etmek yerine yaşamı anlamayı,algılamayı daha kıymetli görür. Sonu zaten belli olan bir yaşamda nelerle karşılaşacağımıza sırt çevirmenin korkaklık olduğundan bahseder ve bazen yaşamak için,intihar etmekten daha çok cesaret gerektiğini söyler.
Yolculukla ilgili önemsediğim bir konu da, dönüşü. Biliyor musunuz bazen nasıl gitmek, sadece gitmek güzel oluyorsa,o yolun dönüşü de o kadar güzel oluyor.Yürümek düşünmekse, durmak algılamaktır.Hani Tom Hanks,Forrest Gump’ta uzun süre boyunca koştuktan sonra bir anda durup,”Çok yoruldum, artık eve döneceğim.”demişti ya,işte öyle bir durmadan bahsediyorum ben de.
Gündelik yaşamdaki zarafet!Basit şeylerden haz duyabilmek.Proust,romanında bunlarda bahseder işte.Yani hayatınız sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız,bunun sebebi doğru yere bakmıyor oluşunuzdur.Çünkü hayat güzel,karmaşık ve hayranlık verici şeylerle dolu.Dolayısıyla yolda karşılaşılan bir insanla selamlaşmak ya da bir kedinin başını okşamak gibi basit,ancak önemli eylemleri atlamamak lazım.
“Sadece sıkıcı insanlar sıkılır.” diyen Bukowski’ye de bir selam gönderelim.
Bu konuda referans alacağım yazar Marcel Proust olacak.1871 doğumlu Proust resmi olarak dünyanın en uzun romanı olan Kayıp Zamanın İzinde’yi yazmıştır.Yani Savaş ve Barış ‘un iki katı uzunluğunda.
Peki bu romanda ne oluyor derseniz, romanın başlarında kahramanımız depresyon ve can sıkıntısıyla mücadele etmektedir.Sonra bir gün, bir fincan bitki çayı içip yanında bir kek yerken,bu tatlar birdenbire—kokularında bazen yaptığı gibi—onu geçmişe,çocukluğuna götürür.Ve böylece aklına düşen anılar onu kendine getirir ve içi tekrar umut ve şükranla dolar.Hatta böyle anlar için kullanılan bir terim de var:’Proustyen bir an.”
Pisagor demiş ki:” Kendisiyle yalnız kalamayan bir insan,başkalarıyla da bütünleşemez.”
Peki İbrahim Tatlıses ne demişti?Hatırlayın o şarkıyı:”Beni benden alırsan,seni sana bırakmam.”