“ beyin yakan / gerçeklik büken / varoluş tokadı atan “filmler film önerisi değil, zihinsel deney öneriyorum . çünkü bu filmlerin çoğu bittiğinde hikâye sona ermiyor. asıl film, ekran karardıktan sonra kafanın içinde devam ediyor. `dark city` (1998) karanlık şehir bir adam cinayet suçlamasıyla uyanır ama asıl problem bu değildir. şehir her gece değişmektedir. insanların anıları değişmektedir. ve kimse bunun farkında değildir. matrix'ten önce gelen, matrix'in ilham kaynaklarından biri sayılan kült bilimkurgu. “eğer bütün anıların sahteyse sen kimsin?” sorusunu sorar. appraf.com/title/movie/-jd25 `open your eyes` (abre los ojos)(1997) aç gözünü yakışıklı, zengin ve başarılı bir adamın hayatı bir kazadan sonra parçalanır.
Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)
"Birini aklınızdan silebilirsiniz. Ama onu kalbinizden atmak başka bir hikayedir."
Reklam
Little Miss Sunshine filminden..
Kaybeden nedir biliyor musun? Gerçek kaybeden kazanamamaktan çok korkan insandır, onlar denemezler bile. -Sen deniyorsun değil mi? -Evet Öyleyse sen kaybeden değilsin.
Hayata Dair
O filmin adı Sil Baştan olmamalıydı.
“Ne mutludur suçsuz rahibenin yazgısı; Dünyayı unutmuş, dünya tarafından unutulmuş. Lekesiz zihnin sonsuz ışığı! (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) Her duası kabul olmuş, her arzusundan vazgeçmiş.” Alexander Pope
Şiir
#Eternal Sunshine of the Spotless Mind Umarım bir gün birisi içimi bütünüyle görür. Ben "iyiyim" dediğimde, gözlerimdeki yaşları fark eder. Umarım biraz mesafe istediğimde, beni güldürüp sıkıca sarılır ve yine "o şeyi" yapmaya başladığımı yüzüme vurur; hani şu kendimi geri çekip uzaklaştığım anlar... Çünkü bana, dürüst olmanın her zaman en doğru yol olmadığı öğretildi. Umarım kusurlarımın ardındaki hikayeleri ya da ihtiyacım olan sevgiyi neden ısrarla bu şekilde aradığımı sürekli açıklamak zorunda kalmam. Umarım ben azını istediğimde, biri bana fazlasını verir. Çünkü ben, değer verdiğim biri için elimden gelenin fazlasını yaparım. Tonlarca hissi kâğıda dökebilirim ama asıl konuşan beden dilidir. Bu yüzden, umarım kelimelerin ardına saklandığımda biri beni gerçekten duyar. Ve asla mükemmel olduğumu iddia etmez... Umarım o kişi tüm gerçeklerimi görür ve yine de buna değeceğime inanır.
Hello Sunshine Kitap Kulübü
Reese Witherspoon, medya şirketi Hello Sunshine'ı (ki bu yapının en önemli parçası ünlü kitap kulübüdür) tam 900 milyon dolara sattı. 2021 yılında gerçekleşen bu devasa satış, Witherspoon'u Hollywood'un en zengin ve güçlü kadın yapımcılarından biri haline getirdi. Alıcı: Blackstone tarafından desteklenen ve eski Disney yöneticileri Kevin Mayer ile Tom Staggs tarafından yönetilen Candle Media. Strateji: Witherspoon, kitap kulübü üzerinden popülerleşecek eserleri erkenden fark edip film ve dizi haklarını alarak "Big Little Lies" ve "Daisy Jones & The Six" gibi büyük hitlere imza attı. Durumu: Satıştan sonra da şirketin yönetiminde ve yönetim kurulunda yer almaya devam etti, yani markanın yüzü olmayı sürdürüyor. Reese Witherspoon’un stratejisi, aslında basit bir "okuma grubu" kurmanın çok ötesinde, dikey entegrasyon ve veri odaklı bir medya modeline dayanıyordu. Witherspoon, Hollywood’da kadınlara yönelik iyi rollerin eksikliğini fark etti ve "Eğer rol yoksa, hikayeyi ben satın alırım" dedi. Kitap kulübünü, yüksek kaliteli fikri mülkiyet (IP) bulmak için bir huni olarak kullandı. Bir kitap kulübünde popüler olan bir eserin, dizi veya film yapıldığında hazır bir izleyici kitlesine sahip olacağını kanıtladı (Big Little Lies, Little Fires Everywhere gibi). Reese’in Kitap Kulübü (RBC), sadece bir liste değil, milyonlarca kadından oluşan devasa bir topluluk haline geldi. Bir kitabı seçtiği an, o kitap anında "bestseller" oluyordu. Bu "satın alma garantisi", yayıncılar ve stüdyolar nezdinde RBC’yi paha biçilemez bir pazarlama makinesine dönüştürdü. Alıcılar aslında bir şirketi değil, milyonlarca kadının tüketim alışkanlıklarını yönlendiren bir "güveni" satın aldılar. Geleneksel stüdyolar neyin tutup tutmayacağını tahmin etmeye çalışırken, Witherspoon’un elinde kitap kulübü
1000Kitap
Reklam
Reklam