PSİKOLOJİK HASTA ya da DELİ DEĞİLSİNİZ !/Otizm/Dehb
Hastalıklara başlarken İlk olarak genetik problemlerin ana çalışma mantığını ele almamız gerekiyor.Epigenetik hepimizin bildiği gibi çevresel koşulların dnayı etkilemesidir. Dna methilasyonu dediğimiz bu işlem tam anlamıyla şöyle işler: Diyelimki atalarımızdan bize takıntı geni geldi ama biz güzel bir ailede büyüyoruz böyle olduğunda dna methil gelip takıntı genlerimizi kapatıyor.Sevgi genlerimiz var ama kötü bir ailede büyüyoruz bu sefer dna methil gelip sevgi genlerimizi kapatıyor.Burada methil gene müdahale etmiyo histonu kapatıyo sadece gen aktif olmuyor.Asetilde açar.Histonda dnayı makara gibi saran bir yapı aslında. Dehbin tek bir nedeni var o da anne babanın günahlarından dolayı şeytanın çocuğa musallat olmasıdır.ve özellikle Şeytan anne babanın günahlarından dolayı ana rahminde çocuğun dna methilasyonunu harekete geçiriyor histona yapışıp geni bozuyor.Allahın hakkı 3 tür anne baban 3.büyük günahı işlediğinde çocuk ağır genetik hasarla doğar.Yine onların atalarıda 3.büyük hatayı işlemiştir anne babanda işleyince üstüne çocuk genetik hasarla doğuyor.( 1 2 3 ten sonra.Gemişteki atalarının yaptığıda 1 2 3 olmuştur.Allahüteala onuda gizlemiştir.Belirli bir tekrardan sonra.Vücuda mikrop girdiğinde belirli bir sayıya ulaşmak için tekrar tekrar hata yapmanız gerekiyor tıbbi açıklaması böyle.) Ama Allahüteala hücreyi açmıyor.Yine ufak tefek sıkıntılar olur çocukta.İlerleyen zamanlarda çocuk 20 yaşına geldi diyelim anne baba büyük günah işlemeye devam ederse Allahüteala çocuğun hücreyi bir anda açıyor.Eğer genetik olarak müdahale edemediyse çocuk babaya karşı geldiyse en ufak sebepten babanın üzerindeki şeytanlar çocuğa geçiyor.Burda çocuğun rahatsızlanma nedeni de kuranı kerimdeki 54 farzlardan birini yerine getirmiyor olması.Eğer atalarının geçemediği imtihanları
Gerçek dünya
Gerçek Dünya / Mayıs ayı Hikaye etkinliği /2020 Konu: 5. Resim youtu.be/VIDGqhkY2NE Insanlar belli bir yaşa geldiğinde anlıyor; varlığını, bedeninin kendine ait olduğunu, kendi iradesiyle hareket etme ihtiyacı duyduğunu. Bazı insanlar bunu hiçbir zaman yaşayamıyorlar, fark edemiyor veyahutta algılayamıyorlar. Belkide dünyanın yarısından fazlası yaşıyor bu acı gerçeği. Oysaki en küçük insandan en büyük insana kadar, hayatta bir farkındalık başlatılması gerekiyor. Yaşam nedir ? En alt sınıf insanlarının (-ki ben burada "altsınıf" insan olduğu kelimesini dahi bünyemde kabul etmiyorum. Genel bir terim olarak insanlar kullandığından dolayı telafuz ediyorum) çalışma sebebinin, işlerini sadece ihtiyaclarını karşılamak amacı ile yapmamalarının en doğru düşünce olduğunu düşünmelerini isterdim. Bir ressam veyahutta bir yazar, ortaya çıkartmış olduğu ürünü maddi kazanç olarak gördüğü taktirde kayıptadır. O zaman sanatçı değil işçi olmuştur. Tıpkı çöp toplayan bir çöpçü. Ay başında maaş bekleyen öğretmen, akşam olsun mesai bitsin diyen bir hemşire- doktor. Adaletten şikayet eden: mevkii, para, ahbaba boyun eğerek adeleti saptıran yargıç. Demokrasinin gölgesinde nemalanan, gerçekleri sahteyle değiştiren biz gazeteciler. Işte size acı tablonun bilançosu. Altsınıf bana göre sadece para için yaşamlarını ve gelecekteki evlatlarını veya evlatlarının çocuklarına olması gereken bir dünyayı bırakamayıp yok eden insanlardır. [ Özgür Dünya Gazetesi 1906 Şubat 21 ] Gazeteye verdiğim sert yazılardan birinde, bazı maden ocaklarına karşı vermiş olduğum mücadelelerden dolayı, bir-iki defa uyarı almış, Rocyford`da bulunan maden ocağına yazdığım sert kalemimden ötürü, iki ay hapisaneye tıkıldım. Bu beni ne şaşırttı ne de yıldırdı. Şerif bu tür yazılara devam edersem, gelen
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Beton Yürekli / Anlatı / 18. Ocak Ayı Etkinliği
Bazen; bu alana hiç çıkma taraftarı değilim, öyle ki: başka yüksek bir alana çıksamda, aynı hüsranla karşılaşan -güzelliği incitemeyen gözlerim- eksik bir şehir görmekten nefret ediyorum desem: belki de, az bile kalan-bilen -kendinden emin tavır sergiler gibi- sözcüklerimin de, yetersiz kaldığına şahit olurum. Betonlaşmış yüreklerin, bir doğayı kendilerine benzeten, armağan bulamadıkları şu şehirden neler istediklerini anlamam, ya benim için mümkün olmayan bir şey, ya da; ziyadesi ile zevksizlikten başka bir şey olmadığı aşikâr. Bir insanın yüreği sadece bir insanı öldürmek değil, -belki o bile masum kalırdı yanında- sadece bir canavarlık olduğunu düşünmem bana kalmış bir durum. Despot bir kafa ile bir insanın, "ben bu kadarını yapıyorum" diye, serzenişte bulunması -beceriksizliği sempatik bir tavırla dile getiriyorum - bunu kendine hak olarak görmesi, onu kurtarmayacağı gibi "beceremiyorsan elini sürme" diyecek kadar gururluyum Söz konusu bir doğanın, hunharca katledilmesini dile getirdiğimde, cebine iki kuruş girmesi, yarın nasıl olsa öleceğim diye bakmaktan başka ne olabilir diye düşünüyorum, ama maalesef cevabı bundan ibaret olduğunu; ne kadar sorgulasamda, başka herhangi bir cevap bulamıyorum. Gözlerimi kapatıp düşe dalmak istiyorum; daha derinlere dalmak, ama şu dikili metrelerce beton, bana o kadar engel oluyor ki; kabusla nornal dünyaya dönmek zorunda kalıyorum. Tekrar tekrar denemelerimde, en sonunda arzu ettiğim düşüme kavuştum. Sadece bir defa yaşadığım bu anımı kim bilir hangi sözcüklerle ifade etmeye çalışacağım. Belki de başaramam ama yinede deneme çalışacağım Bayan Z (Psikoloğum) Her zaman ki günlerdendi. Değişik olan tek şey, o gün - pek yalnız gezmesemde -ki sevmiyorum - arkadaş olarak, kitabı seçmiştim. Yüksek bir yerde sakin ve sessiz
Etkinlik