Asil ve ulvi bir karakter lütuf değildir ya da şans eseri oluşmaz, ancak sürekli bir çabayla doğru düşünerek uzun süreli ilahi düşüncelerin bir bileşkesi olarak doğar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sizi bir konuda uyarmak istiyorum: Affedicilik ile istismara daha açık olmak, aynı şeyler değildir. Affedicilik geçmişle ilgilidir. Uzlaşma ve sınırlar ise gelecekle ilgilidir. İnsanlar hatalarını sahipleniyorsa, başarısızlıktan ders alıyorlar demektir. Bunu kabullenebiliriz. Daha iyi olmak istemektedirler ve affedici olmamız bu amaçlarını gerçekleştirmelerine yardımcı olur. Ancak birisi bir şeyi inkar ediyorsa veya daha iyi olma çabaları sadece lafta kalıyorsa, bir şeyleri değiştirmeye çalışmıyor veya yardım istemiyorsa, o kişiyi affetsem dahi sınırlarımı korumam gerekir.
Sınırlar belirledikleri için başkalarına kızan kimselerin kişilik sorunları vardır. Bencildirler, dünyanın onlar için var olduğunu zannederler. İnsanları kendilerinin uzantısı olarak görürler.
Paul kısa sürede istediğini elde etmek için dışarıya karşı uyumlu olması gerektiğini anladı. Dışarıdan sağlam bir evet yanıtı geliştirdi, böylelikle ailesinin değerleriyle ve denetimiyle aynı fikirdeymiş gibi görünüyordu. Konu ne olursa olsun -akşam yemeğinde ne yeneceği, televizyonun ne zaman izleneceği. hangi giysileri giyeceği veya sokağa çıkmasına izin verilmemesi - düşüncelerini hep içinde tuttu.
Bir keresinde, annesinin kendisine sarılmasına direnmeye çalıştığında, kadın hemen oğlunu bırakmış ve "Bir gün annenin duygularım bu şekilde incittiğin için pişman olacaksın," demişti. Her geçen gün, Paul sınırlarını oluşturmamayı öğreniyordu.
Acaba beni kurtarmak için kaç kez yaşantıma girmişti? Nasıl bu kadar kör olabilirdim? Böylesine bir mükemmelliğe karşı nasıl kayıtsız kalabilmiştim? Düşüncelerim dipsiz karanlığın kıyısında fırıl fırıl döndü ve içine düştü. "Her birimize muazzam bir kurtuluş payı verilmiştir" Dreamer bu sözlerle beni kurtarmaya gelmişti. Ses tonu şaşırtıcı biçimde yumuşaktı. "Ancak ne var ki, bitmeyen ihmalkarlığımız, hayatın uyarılarını, işaretlerini, trafik ışıklarını görmezden gelen sorumsuz davranışlarımız, kırılgan olduğumuza ve her türlü tehlikeye maruz kaldığımıza olan inancımız sebebiyle bu imkanı hızlıca tüketir, boşa harcarız."