Kitaplar, sanat ve bu dünyayı egoist, çıkarcı, bireyselliğin önemli olduğu bir çağa dönüştüren, insanların basit şekilde ve mutlu yaşayacağı bir dünyadan uzaklaştıran kapitalist sistemin içerisinde direnişin bir kolu olarak var olmayı sürdüren yaşamın öyküsü bu kitap.
Savaşların zaten başlı başına bir iğrençlik olduğu göz önüne alındığında, insanlara yaklaşım biçimi de aynı şekilde iğrenç bir hal alır. Sahaf Mendel, dünyasını kitaplarla çevrelemiş bir yoksuldur. Kitaplar hakkındaki engin bilgisi ile kitaplar konusunda bilgiye ihtiyacı olanlara eşsiz bir kaynaktır. Dünya savaşlar ile birbirini yok ettiği sıralarda o hiçbir şey olmamış gibi kitaplarla olan yaşamından uzaklaşmaz hiç. Bu durum onun şüpeli, bir casus olduğu yönünde fikirler üretilmesine neden olur. Uzun yıllar boyunca aynı çizgide kalıp saygın bir kişilik kazanmış olması Mendel'i bir savaş sıradında yerle bir eder ve dünya bir kitap dehasını kaybeder.
Tüm yaşamını sanat eserlerini biriktirerek geçiren hali vakti yerinde bir adamın ise savaşın getirdiği yoksulluktan elindekilerin çıkarıldığını bilmeden yaşamaya devam etmesi ikinci öyküde geçer. Yaşamına mutluluk veren bu eserlerin elden çıkarılmak zorunda kalındığını bilmeden yaşamaya devam ettirilmesi sağlanır ailesince. Çünkü gözleri de görmeyen bu adamın elinden, yaşamını oluşturan koleksiyon eserleri alındığında bilinir ki çöküş ve yıkım başlayacaktır. Mutluluğunun devam ettirilmesi için ailr bireyleri hiçbşr şey olmamış gibi davranırlar. Tüm savaş acıları içerisinde bir kişinin yaşam mutluluğunun devamı sağlanmaya çalışılır bu öyküde.
Ve son olarak insanların; kavgaya, suça, açlığa, yoksulluğa düşmeden de rahatlıkla yaşayabilmesinin mümkün olduğunu gösteren son öyküde, Anton karakteri bir örnek olarak dolaşır sokak aralarında, çarşı pazarda. O,