Memleketimin haline bakıyorum da, köylünün bilgisiz, aydınların ilgisiz olduğu bir toplum nasıl aydınlanır diye dövünüyorum. Aydınlara çok iş düşüyor yavrum. Ne yazık ki bugünlerde bu ülkenin aydınları sadece şikayet ediyor. Hiç biri çözüme kafa yormuyor, elini taşın altına koymuyor.
Bir erkeğin sevdiği kadına kütüphane hediye etmesi kimin aklına gelirdi? Çıldırmış gibi dört nala giden kapitalizmin, aşkı bile tek taş yüzüğün karatıyla ölçtüğü bu çiğ zamanlar için öylesine sarsıcı bir örnekti ki…
Ahlaklı olmak birer varoluş biçimi. Öncelikle kendimize karşı görevimiz. Bir başkasının alkışını ya da ödülünü almak için değil, kendimize saygımızdan böyle davranıyor olmamız lazım.