Toprağı yumrukladı Ferhat Hoca: “Sen nasıl çıktın? Şu topraktan, şu sarı çiğdem, bak, toprağı nasıl yarmış çıkmışsa, bak, nasıl yüzümüze gün ışığı gibi gülüyorsa, insanların içinden de İnce Memedler böyle çıkacak.”
Anacık Sultan dingin, güvenli. “Bak oraya,” diye de dağları gösterdi. “Her şey oralarda. Her şey çiçekte, her şey otta. Bütün tılsım şu şırlayarak gelen ışıkta. Kusura kalma bacım, böylesi kerametler benim elimden gelmez. Keramet şu durmadan doğuran toprakta.”
Nasıl olsa bir gün öldürülecekti. Öldürmeseler de uzun süre burada kalamazdı. Bir başkaldırmanın ateşinde kavruluyor, kafası, yüreği, elleri, ayakları, saçları, bütün bedeni bir ateşte zangır zangır sarsılıyordu.