Dante

Dante
Biraz gül yahu! Vallahi değmez bu dünya...
Morpheus' un sözlerini ağır bir sessizlik takip etti. Sessizliği, yalnızca yatağın çevresindeki şelaleden gelen suyun sesi bozuyordu. Tırtıl biblosuna uzandım ama Morpheus' un eli benimkini yakaladı. Eldiveninden süzülen sıcaklık kemiklerime kadar işledi. Bir an onu çok net bir şekilde, rüyalarımda birlikte vakit geçirdiğim şakacı çocuk olarak gördüm. O zaman neden kelebek ölüleri topladığını anladım çünkü onların kanatları, kozasının içinde hapis kaldığı zamanlarda sahip olamadığı özgürlüğü temsil ediyordu. Özellikle de fırtınalı havalarda uçmayı neden sevdiğini anladım çünkü şimşeklerden hızlı kaçmak ona güç hissi veriyordu. Tıpkı onun da benim acayipliklerimi -yükseklik korkumu, güven açlığımı- anladığı gibi. Ama burada acı çekiyordu, anlaşılmaz ve baştan çıkarıcıydı. Anlaşılan ikimiz de kendi yüklerimizle büyümüştük. "Bu yüzden ilgileniyorsun," diye mırıldandım fikrimi test etmek için. "Alice'i yüz üstü bırakmaktan duyduğun suçluluk hissini bastırmak amacıyla..."
Sayfa 195·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Morpheus." Bunu bir açıklamadan çok suçlama gibi söylemiştim. Kanatlı şeytan çekici bir şekilde güldüğünde görünen beyaz dişleri beni tedirgin etti. "Mmm." Bir elini keman çalar gibi nargilesinde gezdirdi. "Sesin melodi gibi. Bir daha söyle." Nargilesinden bir nefes çekti. Onu gerçek ve canlı olarak gördüğüm için büyülenmiş gibiydim, söylediğine karşı çıkmadım bile. "Morpheus." "Çok güzel. Annen beni hayatından kesip atmak için bahçe makasından daha fazlasının gerektiğini bilmeliydi. Ama anlaşılan bir müddet beni anılarından çıkarabilmeyi başarmış." Halka şeklinde dumanlar üfledi. "İncindim, Alyssa. Beni bulman bu kadar uzun sürmemeliydi."
Sayfa 163·Kitabı okudu
Alıntı
Fotoğraflar bir öykü anlatır ama insanlar satıraralarını okumayı unutuyor.
Söz
Gülümsediğinde tedirginliğim biraz azaldı. Tüm bunlara inanıp inanmadığını veya hâlâ rüya görüp görmediğini düşündüğünü bilmiyordum ama en azından espri yaparak gerginliğini azaltmak istiyor gibiydi. Çantanın fermuarını kapadığında çıkan metalik ses odanın içinde yankılandı. Arı yeniden etrafımda vızıldamaya başladı. Birden tek duyduklarımın bu sesler olduğunu fark ettim. Vızıltı yoktu. Ne bir fısıltı ne bir uğultu ne de tek bir kelime vardı. Altı yıldır ilk defa sessizliğin ne demek olduğunu anladım. Gözlerimi kapayıp sessizliğin yumuşak ve hissizleştiren etkisinin içime işlemesine izin verdim. Sessizlik. Büyük. Mutluluktu.
Sayfa 107·Kitabı okudu
Alıntı
Boy aynama yaklaşırken ensemdeki tüyler diken diken oldu. Cam yukarıdan aşağıya doğru çatlamıştı. Tıpkı kaşığınızla vurup çatlattığınız ve soyulmayı bekleyen bir yumurta gibiydi. Allison'ın kırık camlarla ilgili söylediği şey neydi? Benim kişiliğimi mi bölecekti? Sivri uçlu yapboz parçalarında yansımam bölük pörçüktü. Yüzlerce minyatür ekoseli çorap ile uzun çizmeler, kırmızı içetekliğin arasından çıkıyor, binlerce büstiyer diğer binlerce tişörtün üstünü sarıyordu. Ayrıca yeşil kalemle belirginleştirilmiş buz mavisi gözlerimin ön plana çıktığı yüzümden de yüzlerce vardı. Ve bütün kafalarımın arkasında, kanat çırpan siyah kanatlar ve yumuşak mavi ışık göründü. Hızla arkamı döndüm ve gece kelebeğini arkamda bulmayı bekleyerek el fenerimi kaldırdım. Hiçbir şey yoktu. Aynaya geri döndüğümde boğazımdan bir çığlık yükseldi. Arkamda genç bir adam silüetinin yansıması belirdi. Simsiyah gözleri ve koyu, biçimli ağzı dışında görüntü bozuktu ve binlerce parçaya bölünmüştü. Ama onları net olarak görebiliyordum. Bu benim anılarımdaki oğlan çocuğuydu. Ve büyümüştü.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Alıntı