Cetmir, Benim Adım Kırmızı'ı inceledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · 71 günde · Puan vermedi

Benim adım okuyucu,
Romandaki baş kahramanların gözünden anlatılan hikaye çok güzel olmasına rağmen, çok detaylara ve tekrarlara kaçıldığından bazen sıkıcı olabiliyor. Ayrıca sonunda süpriz beklemeyin. Genelde güzel bir kitap olmasına rağmen ben okurken yorulduğumu ve sıkıldığımı hissettim.
İyi Okumalar.

funda cengiz, Tatlı Tuzak'ı inceledi.
16 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Grandoor Dükü Connar Tracey; prensipli, kibirli, küstah ve tabiki de yakışıklı.Connar, Carla adında bir sanatçıya aşık olmuş ve terkedilmiş bir adam.Ayrılmalarına sebep olarak üvey annesi Catherine olduğunu düşünmekte ve ondan nefret etmektedir.
Leydimiz Elisha ise; taşrada annesi ve küçük erkek kardeşi Mathew ile yaşamaktadır.Babası ressam olup yıllar önce ölmüş, geçim sıkıntıları vardır.Elisha idealleri olan, dış görünüşü ile pek ilgilenmeye bir genç kızdır. Küçük çocuklara okuma yazma dersi veren Elisha bu yüzden bitlenmiş, anneside güzelim saçları kısacık ve biçimsiz bir şekilde kesmiştir.
Connar, Elisha'in en yakın arkadaşı Claire'lere ait olan handa konaklamak zorunda kalır.Hatta Elisha da o gün handadır ve Connar'a hizmet etmek zorunda kalmıştır. 
Kaderin cilvesi Claire'nin erkek arkadaşı Peter'ın evinde mahsur kalırlar.Tabi Connar da oradadır.
Connar çok sarhoş olur.Claire güzelliğinden etkilenip onun odasına gider.Claire odasına değil Elisha'nın odasına girer.Tatlı Tuzak'ta burada başlar.
Elisha o gece aşkı için yalan söyleyerek Connar'ı tatlı tuzağına düşürür ve Connar da üvey annesinden intikam almak için de Elisha ile evlenir.
Elisha bu konuda gerçekten çok saf.O gece yaşananlar hakkında yalanı sanki ortaya çıkmayacak. Çıktığında da yaşananları okuduk.
Connar'ın planı umduğu gibi gitmez.Hatta üvey annesi Elisha'ya sahip çıkar. Catherine bildiğimiz üvey annelere benzemiyor. Ben çok sevdim.Tam bir çöpçatan. 
Elisha çok sabırlı bir kızmış. Connar'ın onca aşağılamalarına rağmen terk etmedi.Sivri dili cadı halleri çok hoştu.
Kitapta; düğünlerinden önce Mathew Connar ile konuşması, daha sonra aldığı sözden vazgeçmesi ve Connar ile Elisha'nın eskirim sahneleri çok eğlenceliydi. En çok etkileyen sahnede; kitabın sonlarına doğru Connar'ın Elisha'nın kalbini kazanmak için yaptığı süpriz.
Bütün karakterleri çok sevdim. Rita Hunter'ın okuduğum diğer kitaplarından farklı geldi bana.
Tatlı atışmalar diyologlar azdı. Daha çok duygular, betimlemeler ön plandaydı. Çok tutkulu bir kitap. Benim favori kitaplarımın arasına girdi. Birde kitabın sonlarında ki ufak bilgilendirmeler çok güzel olmuş. Historical okumayı sevenlere tavsiye ederim.

Emrah Uysun, Korku'yu inceledi.
17 May 09:16 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Stefan Zweig'in okuduğum sanırım 5. kitabı belirtmek isterim ki bence zweig kokruyu heyecanı acıyı kısacası bütün duyguları size iliklerinize kadar hissettiren bir yazar örnek mi istiyorsunuz Satranç ve Amok koşucusu en güzel örnekler neyse gelelim bu kitabına kitap güzeldi ben beğendim 8 yıllık evli olan bir bayanın eşini aldatmasını konu alıyor. 8 yıldır evli olan İrene bi anda gittiği bir davette piyaniste hayran olur ve onla ilişki yaşamaya başlar ve gene buluşmalardan birinde piyanistin evinden çıkarken bir kadınla karşılaşrı ve kadın piyanistin sevgilisi olduğunu onu kendisiyle aldattığını söyleyerek irenayı tehdit eder ve artık olaylar ve korku işte burada başlar kadın irenayı evli olduğu için ve bulunduğu aile ortamı ve çevresi zengin bir kesim oluduğu için şantaj yapmaya başlar bu olaydan ailesine ve eşine bahsetmemesi karşılığında para ister. Dedik ya irena için korku dolu günler başlar olayın öğrenilme korkusu eşine olan yakalanma korkusu toplum nazarında küçük düşme korkusu ve daha neler neler çok fazla ayrıntıya girip kitabın büyüsünü kaçırmak istemiyorum ama heyecanla okuyacağınız kesin ve sonu da fena halde süpriz oldu benim için :) Keyifli okumalar

Duygu, Sabah Yıldızı'ı inceledi.
 12 May 20:13 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Biz düşersek başkaları yerimizi alacak çünkü biz bir dalgayız ve yükseliyoruz."
.
.
Kitapla ilgili harikadan başlayıp binlerce buna benzer kelimeler ile cümle kurabilirim. Ama hepsi bir araya gelse de bu seriye karşı duyduğum sevgiye yetişemez. Zaten son zamanlarda iyice Pierce Brown hayranı kesildim ama seriyi okuyanlar anlar beni adamın yazdığı kitapları okuyup da hayran kalmamak mümkün değil.
.
Öncelikle Sevro'dan bahsetmek istiyorum. Duruşu, asaleti, hareketleri, Azrail'in düşmanları için yazdığı o müthiş şarkılar, kalbinin güzelliği, sadakatinin ve sevgisinin gerçekliği her şeyiyle hayran kaldığım bir karakterdi. Babası ölünce Ares olmuştu Altın Oğul'dan da bildiğimiz gibi bazıları yönetim şeklini eleştirebilir ama unutmayın Sevro Darrow değil, o tamamıyla başka bir insan. Bu kitapta Darrow ile Sevro arasındaki ortak ve farklı yönleri diğer kitaplara kıyasla daha net olarak görüyoruz. Sevro'nun Darrow'un gölgesi olmadığını, kardeşi olduğunu tekrar fark ediyoruz. Bir lider olduğunu ama hala özünde Enstitüdeki herkesten uzaklaşıp kurtlarla yalnız kalmayı seçen sonra Darrow için geri dönüp bütün gücü ile savaşan o sevgi ve sadakat dolu çocuğun durduğunu görüyoruz. Omuzlarındaki yüklerin altında ezilmemeye çalışan, sevdikleri ve inandıkları uğruna yaşayan, dizlerinin üzerinde yaşamayı asla kabul etmeyen lanet olasıca bir deli!
.
Diğer çok sevdiğim karakter Ragnar'dı. Kendine has kişiliği, kardeşliği, koruyuculuğu ve halkı için yaptığı şeyler ile saygımı ve sevgimi kazandı sevgili Lekelimiz.
.
Victra, Holiday ve Kısrak seride çok sevdiğim kadınlar. Hepsi birbirinden güçlü, zeki ve savaşçı ruhlu. Ne diyebilirim ki yürüyün kızlar ve evreni sallamaya devam edin! Bu arada spoiler olmasın diye söylemeyeceğim ama kitapta çok şaşırıp kaldığınız şeyler yapan ve ayakta alkışlamak istediğiniz süpriz bir karakter var...
.
not: ve hala diyorum Roque'nin canı ...
.
Darrow... Lykoslu karısını kaybeden onun hayali için yaşayan Darrow'un sadece kendi halkı için değil daha iyi bir galaksi için savaşan, tüm Adirenkleri bir araya getirecek bir umudu taşıyan Azrail'e dönüşmesini gördük. Gelişimine, yükselmesine, zaferine, düşüşüne ve kendi ile yüzleşmesine tanık olduk. Kendisi ile verdiği savaşları, aldığı kararların yüklerini ve savaşların onda bıraktığı izleri gördük. Umutlarının köreldiği, karanlıkta ışığı göremediği, pes edeceği o anda nasıl ayağa kalkıp savaştığını gördük. Bir Azrail değil bir Sabah Yıldızı olduğunu
gördük...
.
Bu kitabı bence diğer kitaplardan ayıran en büyük özelliği sonuydu bence.

MAVİ DÜŞ - OKURGEZER, bir alıntı ekledi.
08 May 10:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ama çok geçmeden fark etti ki, bir insanın dokunuşuna çok ihtiyacı vardı ve bu kötü bir süpriz olmuştu.Bir insanın yokuluğu onu rahatsız ediyordu........

Sil Baştan, Ken Grimwood (Sayfa 150 - Koridor, 9. Basım)Sil Baştan, Ken Grimwood (Sayfa 150 - Koridor, 9. Basım)
Asiye Yıldız, Muhteşem Prensesler - Atletik Prenses'i inceledi.
 30 Nis 12:23 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Atletik prenses gerçekten muhteşem. Sadece çocuk değil her yaştan okuyucunun beğeneceğini düşünüyorum. Atletik prenses muhteşem prensesler serisinin bir kitabı, hepsinin içinde en çok bunu beğendim. Prensesimiz adı üstünde atletik, spor yapmayı çok seviyor. Supriz bozan olmamak için şu kadarını yazayım, olaylar gelişiyor Atletik prensesimiz kurtarıcı beklemek yerine kurtarıcı olmayı seçiyor. Çevrenizdeki tüm prenseslere okutun :).

Mithril / Danny, Kongo'ya Ağıt'ı inceledi.
29 Nis 00:05 · Kitabı okudu · 35 günde · Beğendi · 8/10 puan

Lontano'nun devam kitabi niteligindeki bu kitap tam bir Grange kitabi ve ilk kitapta sorulan tum sorularin yanitini veren bir kitap.
Kitap aslinda iki kisimda incelenebilir. Ilk kisim, Erwan ve iki kardesinin birbirinden habersiz ve alakasiz gibi duran 3 olayi cozme surecini anlatir. Erwan, Lontano'nun sonunda karar verdigi uzere Kongo'ya, babasinin gecmisini cozmek icin 1970'lerdeki olaya odaklanirken diger iki kardes de kendilerini bambaska olaylarin icinde bulurlar.
Kitabin ikinci kismi ise bu uc kolun birbirine baglandigi ve olaylarin cozume kavustugu kisim. Ancak burada Grange okuyucuya pek cok sasirtici supriz de sunmus.
Kitabi genel olarak begensem de, uc koldan ilerleyen kisimda pek cok karakter, benzer isimler, sonrasinda da degistirilmis kimlikler yeni isimler derken biraz karakterler icinde kayboldum. Biraz yavas okumamin da etkisi vardi tabi bu kafa karisikligimda.

Ahlakı iyiligi zararsızlıgiyla kötü alışkanlıgı olmamasıyla bilinen
Komşumuz Ramazan abimiz kalp krizi geçirip hastaneye kaldırıldı :(
Hayat her an süpriz yapabiliyor :( ...

Yağmur, İşte Hayat'ı inceledi.
24 Nis 23:06 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Blogumdan alıntılama yapıyorum.Spoi içerir.Bilgilerinize.Kitabımızda Serra,İstanbul Hilton Otelinde staj yapıyor Ve Oktay ile ilişkisi çok güzel şekilde ilerliyor.Staj bitince ve annesiyle de kavga edince Çeşme’ye gidiyor,Serra.Çeşmede de çok güzel vakit geçiriyor Ve Oktay Serra’ya süpriz yaparak stajından sonra Çeşme’ye geliyor.Çeşmede Serra’nın teyzesi,eniştesi,kuzeni,arkadaşları Ve Cüneyt ile tanışıyor.Sonrasında ise Oktay ile Serra Ankara’ya gidiyor.Serra artık Oktay ile nişanlıdır vr her ikisinin de son senesidir.Serra üçüncü sınıfta tam burs almış Ve son yılında da bu burs devam ediyor.Bir yandan nişanlılık döneminin zevkini sürerken son senesinde dersleri ve arkadaşları ile güzel vakit geçiriyor.Sayfalar ilerlerken bir anda öfkelenip sinirlenmeye başladım.Çünkü bu Melis ve Alev karakterlerine,bir önceki kitaptan başlayarak sinir olmaya başlamıştım ama bu kitapta daha da sinir olmaya başladım.Alev bitti,Melis başladı.Melis’in ilişkisi kötü gidiyor diye Oktay ile yakınlaşmaya başlamış Ve Oktay da saf gibi atlamış.Ve bunları Serra’yla Dilek’e bir üniversiten bir arkadaşları anlattı.Okurken o kadar sinirlenip öfkelendim ki.Daha Sonrasında Serra,Oktay ile ilişkisini bitirir ve babaannesinin tanışmasını istediği kişiyle tanışır,vakit geçirir.Serra,o vakit geçirdiği çocuk ile -çocuğun adı Özgür- mezuniyet balosuna gelir ve Oktay kıskançlıktan deliye döner.Bu sorada babası başka bir kadın ile evlenir.Şok olur ama çabuk atlatır.Özgür,otuz yaşında Ve avukattır.Serra ise mezun oluşunun mutluluğu ile devam etmeye çalışır.Veeee ger ne kadar bir ara Oktay’a da sinirlensem de kızsam da Serra için İstanbul’a gelir ve İstanbul’da iş bulur.Daha Sonrasında ise her şeyi Serra’ya anlatır.Melisle neler konuştuğunu,onu Ne kadar çok sevdiğini anladığını Ve Serra’yla olan ilişkisini düşündüğünü anlatır.Ve Oktay,Serra’ya evlenme teklifi eder.Keyifli okumalar.

Kitap Kurdu, Vatan Yahut Silistre'yi inceledi.
 22 Nis 08:36 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Vatan temasının coşkulu bir şekilde işlendiği etkileyici bir tiyatro eseri. Dönemini neden bu kadar etkilediğini eseri okuduktan sonra anlıyorsunuz. Kitap akıcı ve etkileyici bir dille yazıldığından kısa sürede okunup bitiriliyor.

Kitabın konusuna gelecek olursak:

İslam Bey sadece 2 kez gördüğü Zekiye Hanım'a aşık olmuştur. Aşkı karşılıksız değildir. Ama vatan tehlikededir. İslam Bey onu savunmak için gitmek zorundadır. Alanda toplanan ahaliye demiştir ki: "Beni seven benim peşim sıra gelir." Zekiye Hanım'ın başka çaresi yoktur. Erkek kılığına bürünerek İslam Bey'in ardından gitmek ve onun gölgesi olmak zorundadır. Zekiye Hanım'ı vatan savunmasında bir süpriz daha beklemektedir. O kısmı da kitabı okuyunca öğrenirsiniz :) Acaba İslam Bey ve Zekiye Hanım vatan savunmasından sağ olarak dönüp aşklarını bir sonuca vardıracaklar mıdır?