“ beyin yakan / gerçeklik büken / varoluş tokadı atan “filmler film önerisi değil, zihinsel deney öneriyorum . çünkü bu filmlerin çoğu bittiğinde hikâye sona ermiyor. asıl film, ekran karardıktan sonra kafanın içinde devam ediyor. `dark city` (1998) karanlık şehir bir adam cinayet suçlamasıyla uyanır ama asıl problem bu değildir. şehir her gece değişmektedir. insanların anıları değişmektedir. ve kimse bunun farkında değildir. matrix'ten önce gelen, matrix'in ilham kaynaklarından biri sayılan kült bilimkurgu. “eğer bütün anıların sahteyse sen kimsin?” sorusunu sorar. appraf.com/title/movie/-jd25 `open your eyes` (abre los ojos)(1997) aç gözünü yakışıklı, zengin ve başarılı bir adamın hayatı bir kazadan sonra parçalanır.
"İNCİ" Serkan benim sonum olacaktı...
54. BÖLÜM 🌹 İnci 🌹 Sabahın ilk ışıkları, odanın ağır perdelerini delip içeri sızarken zihnimde iki zıt kutup çarpışıyordu: Bir yanda dinmek bilmeyen huzursuz sızı, diğer yanda günün getireceği belirsizliğe duyulan çocuksu umut. Otelin her şeyiyle eğreti ve geçici güvenliğinden sıyrılmak, dışarıdaki gerçek dünyaya adım atmak her zamankinden daha zordu. Aslı, beni evime bırakırken, yol boyunca dökülen "akıl" damlaları, sessizliği bozan birer savaş narası gibi kulaklarımda çınlıyordu: "Bu adamı kaçırma, İnci" "Aşkın için savaş, İnci." "Düğünümde sapsız üzüm olma, İnci!" Bense içimde kopan fırtınaları saklamak istercesine, sadece kelimelerin en renksiz haliyle ona karşılık veriyordum. "Hı hı," "Tamam," "Olur..." Zihnim başka yerde, kalbim ise çoktan başka zaman dilimine doğru yola çıkmıştı bile... Eve girdiğimde duvarların bile beni değil, Serkan'ı beklediğini hissettim. Eşyalar yabancılaşmış, sessizlik ise onun sesini her an köşeden duyacakmışım gibi gergin bir ipe dönüşmüştü. Elim telefona her gidişinde, ekranda onun adını görme arzusuyla sarsılıyordum. Parmak uçlarımda yürüdüm; sanki sert basarsam bu narin umut kırılıp dökülecekti. Hızla üzerimdeki yorgun ağırlığı atıp kendimi duşun canlandırıcı buharına bıraktım. Su damlaları tenimden süzülürken, zihnimdeki karmaşayı da beraberinde götürsün istedim. Ardından, vücudumu saran uzun kollu siyah triko elbiseyi giydim. Saçımı özenle örüp başıma o meşhur ressam modeli siyah beremi taktım ve son dokunuş olarak, bordo kaşe kabanımı omuzlarıma attım. Aynada kendime baktım: Hazırdım. Siyah omuz çantamı koluma takıp kapıyı arkamdan kilitledim. Basamakları yavaş yavaş, her adımın ağırlığını hissederek indim. Apartman kapısına yöneldiğim an, siyah camların ardından binaya doğru gelmekte olan adamın silueti
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"İNCİ" Evet, ben bu adamı seviyorum...
50. BÖLÜM DEVAMI... 'Gönder' tuşuna bastığımda parmak ucumdan tüm bedenime tazeleyici bir titreme yayıldı. Ruhumdan kopup onun kalbinin tam ortasına, ait olduğu tek yere konmuştu. Ve bende onun paylaşımını hikayemde heyecanla paylaştım. Ayakta öylece dururken, kapı zili çaldı. Kim olduğunu sormaya gerek bile duymadan, ruhum onun gelişini çoktan hissetmiş gibi koştum kapıya. Açtım. Karşımdaydı... Siyah pantolon, üzerine geçirdiği dümdüz beyaz gömlek... Yaka düğmesini serbest bırakmış, kollarını hafifçe yukarı katlamıştı. Ne bir abartı ne de bir gösteriş; sadece o ve nefes kesen sadeliği. Elinde kocaman çiçek buketleri ya da kocaman tüylü ayıcık yoktu. Sadece kendisiyle gelmişti; en büyük hediyem olduğunu biliyormuş gibi... Dudaklarının kenarına iliştirilmiş, içinde binlerce söz barındıran hafif, vaatkar tebessümle bana bakıyordu. “Hazır mısın?” diye sordu. “Nereye?” diyebildim, şaşkınlıkla. “Seni doğum gününe götürmeye geldim,” dedi. Gözleri, üzerimdeki elbiseyi, titreyen ellerimi ve yüzümün her bir yerini ağır ağır süzdü. Bakışının değdiği her nokta kor gibi yanmaya başladı. “Bakıyorum da hazırsın zaten. Ve... çok güzel olmuşsun.” "Teşekkür ederim," diyebildim, kalbimin gürültüsünü bastırmaya çalışarak. Vestiyerden çantamı kaptığım gibi, bana uzattığı eli sımsıkı tuttum. Tüm varlığımı, tüm umutlarımı onun avuçlarına bıraktım. Arabaya doğru yürürken fark ettim; o da en az benim kadar heyecanlıydı. Direksiyonu kavrayışındaki hafif gerginlik, bakışlarındaki tatlı telaş... Her haliyle "buradayım" diyordu. Evet... Ben bu adamı seviyordum. Beni fırtınaların ortasında bırakmayan, en ağır kahrımı sükûnetle omuzlayan, yaralarımı bakışlarıyla iyileştiren bu adamı, ruhumun her zerresiyle seviyordum. Yol boyunca sürekli. "Nereye gidiyoruz?" Diye sordum. Her defasında
1000Kitap
"İNCİ" Onunla bu deneyimi paylaşmak çok özeldi...
49. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Sessizce, sade bir kararla… Üç gün süren işlemlerin ardından, mirasın tamamını Kimsesiz Çocukları Destekleme Vakfı’na bağışladım. Bağışı yapmamın üzerinden haftalar geçmişti. O büyük adımı attıktan sonra uzun, çok uzun bir süre hiçbir şey hissetmedim. Ne omuzlarıma çöken pişmanlığın ağırlığı, ne de beklediğim o tatlı, hafifletici huzur… Sadece derin, sağır edici bir sessizlik. İçimde yıllardır yer etmiş, kök salmış bir yük gitmişti belki, ama o yükün bıraktığı boşluk, hâlâ tam anlamıyla dolmamıştı. Sonra, bu sabah, posta kutumu açtığımda, faturaların, reklam broşürlerinin arasından, parıldayan bir beyazlık çarptı gözüme. Zarif, tertemiz bir zarf. Üzerinde, telaşsız bir elin eseriymiş gibi, özenle yazılmıştı adım. Sol alt köşesinde ise küçük logo belirdi: Kimsesiz Çocukları Destekleme Vakfı Zarfı elime aldığım an, kalbim farklı bir ritimle, telaşlı ve umutlu bir şekilde çarpmaya başladı. Parmaklarımın ucundaki hafif titreme, bir sırra dokunmanın heyecanıydı belki de. Zarfı usulca araladım. İçinden, vakıf başkanının imzasını taşıyan, sade ama her kelimesi kalpten kopup gelmiş gibi duran bir mektup çıktı. Sayın İnci Özkan, **Yaptığınız değerli bağış için size yalnızca minnettar değil, aynı zamanda hayranız. Bu destek, bizim için yalnızca maddi bir katkı değil; rakamların ötesinde, sevgi, umut ve en önemlisi sahiplenilme hissi taşıyan çok güçlü, hayat değiştiren bir dokunuş. Sizin gibi yüce gönüllü insanlar sayesinde, yıllardır hayalini kurduğumuz yeni bir çocuk evini açıyoruz. Artık daha fazla çocuğa sıcak bir yuva, güvenli bir sığınak ve umut dolu bir gelecek sunabileceğiz. Bu mektuba, minnettarlığımızın küçük bir nişanesi olarak bir sürpriz de ekledik. Yuvamızda yaşayan çocuklardan biri, size kendi elleriyle
1000Kitap
Kitap dağıtım sektöründe iki asırlık bir dev olan Baker & Taylor, iflasın eşiğinde. ABD’nin kitap dağıtım sektöründe iki asırlık bir devi olan Baker & Taylor, Mart 2026’da Chapter 11 iflas koruması başvurusu yaparak sektörde büyük yankı uyandırdı. 1828 yılında kurulan şirket, uzun yıllar boyunca kütüphaneler, okullar, akademik kurumlar ve perakendeciler için basılı kitapların en önemli toptancı ve dağıtımcılarından biriydi. “Sektörün görünmeyen devi” olarak anılan Baker & Taylor’ın bu çöküşü, birçok kişi için sürpriz olsa da, arka planda biriken sorunların kaçınılmaz sonucu olarak değerlendiriliyor. Neler Yaşandı? Şirketin iflas süreci aslında 2025’te hız kazandı. 2025 sonbaharında ReaderLink Distribution Services’e satış anlaşması yapılmış, ancak bu anlaşma Eylül 2025’te çökmüştü. Satışın iptaliyle birlikte nakit akışı tamamen durma noktasına geldi, operasyonlar yavaş yavaş durduruldu ve yüzlerce çalışan işten çıkarıldı. Dağıtım merkezleri (örneğin Illinois’teki Momence tesisi) kapatıldı. Şirket, 2025 sonunda fiilen faaliyetlerini sonlandırma yönünde adım atmıştı. Ancak borçlar ve alacaklı talepleri bitmedi. Bu nedenle 16 Mart 2026 tarihinde New Jersey İflas Mahkemesi’ne Chapter 11 başvurusu yapıldı. Mahkeme belgelerine göre: ▪︎ Tahmini varlıklar: 1 milyon – 10 milyon dolar. ▪︎ Tahmini borçlar: 100 milyon – 500 milyon dolar. ▪︎ Alacaklı sayısı: 1.000 – 5.000 arasında. ▪︎ Yaklaşık 120 milyon dolarlık genel teminatsız borç (yaklaşık 2.000 alacaklıya). ▪︎ Yayıncılara ve tedarikçilere ~68 milyon dolar. ▪︎ Kütüphanelere (leasing programından kaynaklı) ~ 33 milyon dolar. ▪︎ Diğer borçlar ~18 milyon dolar. En büyük alacaklılar arasında Penguin Random House gibi dev yayıncılar da yer alıyor (örneğin PRH’ye 23 milyon dolar civarı borç olduğu belirtiliyor). Çöküşün
1000Kitap
Mihriban İnan Karatepe 'nin Aramızda öykü kitabını bitirmek istiyorum. Nasipse bu akşam bitireceğim. Ardından Nurdan Gürbilek'in Ev Ödevi kitabını okumak istiyorum. Aramızda kitabını bu gece bitirip Jale Parla-Babalar ve Oğullar kitabı ile eş zamanlı Sergüzeşt-i Ali Bey:İntibah'ı okumak istiyorum.
Duygu ve Düşünce