(Bir şeyiz
Kaçınılmaz ölü saatler içindeki
Kimse artık bir şey için daha fazla bir şey
söyleyemez
Yaşadıklarımızı ancak toplarız. Dünyadan
Hiçbir şeysiz ancak çıkarız
Ki biz öldük diye yapılır bütün işlemler
arkamızdan
Susarız, katlanırız
Uçsuz bucaksız rengini alırız bir daha hiç
konuşmamanın
Sorularımız ancak kalır, sıkıntılarımız.
Arkamızdan biraz olsun gülerler
Gülsünler! bu bizim boş bulunup onlara
yakalandığımız
Onların günübirlik yaşadıklarına
Yeni doğmuş gözleriyle kaygısız
Biz ki işte kendimizi ancak toplarız
Son kadehlerimizi ancak içeriz. Sigara
paketlerimizi
Ceplerimize koyarız
Kapılardan ancak çıkarız. Masalarda
Sorularımız ancak kalır, sıkıntılarımız.
Ve kalır kahverengi saatler, hiç bilinmeyenler
Bir çağı gerdiğimiz, süresiz kanattığımız
Kalır elbette bunlar, daha fazla değil
Ve soğuk dünyamızda yanıtsız kaldığımız
Sonra işte acılarımızı ancak toplarız
Şehirlerimizden ancak çıkarız. Boş sokaklarda
Evlerde, tezgâhlarda ve bütün olağanlıklarda
Sorularımız ancak kalır, sıkıntılarımız.)