Ama şöyle düşünün lütfen:
Bu büyük acılar daha ziyade yüreğinizi delerek geçip gitmedi mi? İçinizdeki pek çok şey dönüşüme uğramadı mı,acı çekerken varlığınızın bir yerlerinde bir değişim yaşanmadı mı ? Acının tehlikeli ve zararlı olan tek türü, onu bastırmak için insanların arasına karıştığımız acıdır, üstünkörü ve aptalca tedavi edilen hastalıklar gibi bir an için gerilese de kısa bir aranın ardından nükseder, hem de çok daha şiddetli bir şekilde insanın içinde birikir, yaşamın kendisi olur, yaşanmamış, horlanıp itilmiş, kaybedilmiş bir yaşamdır bu, insanı öldürebilir. Bildiklerimizle ulaşabileceğimizden daha ötesini görebilseydik belki o zaman acılarımıza, sevinçlerimize duyduğumuzdan daha büyük bir güvenle katlanabilirdik. Çünkü bu anlar içimizde yeni bir şeyin, bilinmeyen bir şeyin meydana geldiği anlardır; duygularımız mahcubiyet ve çekingenlikle suspus olur, içimizdeki her şey geri çekilir, bir sessizlik çöker, hiç kimsenin bilmediği o yeni şey tam ortada sessizce durur.