Başlangıçta kitabı tavsiye üzerine okuduğumdan dolayı hevesle okumaya başladım fakat kitabın içeriği ve konusu bakımından okumakta güçlük çektim. Çokça bırakıp başladım.
Romanı daha iyi anlamak ve devam edebilmek adına YouTube üzerinden okuyan kişilerin yorumlarını dinledim ve okumak için tekrar kitabı elime aldım ve sonunda bu gece bitirebildim.
Kitabın sonlarına doğru merakımı cezbettiğinden her sayfasını büyük bir merak ve heyecan içerisinde okudum.
Kitaba gelince kitap bana çok farklı duygular hissettirdi;
şaşırdım, üzüldüm, kızdım, merak ettim, heyecanlandım, acıdım, bitmesin istedim ama en çok da hemen bitsin istedim.
Kitap insana "Ahlak" denilen değer yargılarını çok iyi örneklerle sorgulatıyor insan denilen varlığın değişen durum ve olaylar karşısında en çok da empati duygusunu kullanmayı gerektiren anlarda bunu yapmak yerine bencil ve acımasız davranışlar sergileyen ve maalesef iğrençleşecek derecede kendini kaybeden bir varlığa dönüşümünü anlatıyor. Kitabı okurken empati yapmaya o kadar çok çalıştım ki işte en çok da bu yüzden okumakta zorlandım.
kitap beni bazı bölümlerinde farkında olmadan
"Acaba ben olsam ne yapardım, insanlar kendilerini bu kadar kaybedebilir mi?" sorularını sormaya yöneltiyordu. (Net bir cevap veremedim...)
Aslında kitap bize belki de romantik gözlerle baktığımız hayatın bir de yaşanan acı bir durum karşısında insanlar başta olmak üzere devletin dahi acımasız yüzünü gösteriyor.
işte kitabın özeti:
-Bence biz kör olmadık
- Gören körler mi?
-Gördüğü halde görmeyen körler