Seval

Muhyiddin-i Arabi Hz. leri, aya fazla bakılmamasını öğütler. "Ay Işığı yüze zehir fakat sırta şifadır" der. Aslında bu zehir, zehir değil şifanın şiddetle ve ansızın yoğun olarak gelişinden doğma bir çarpılıştır. Güzelliğin şiddetli çarpmasıdır ay çarpması. Kur'an, sûre sûre, âyet âyet değil de birden bütünüyle inseydi, insanlık O'nun güzelliğinden belâgatından mahv olmaz mıydı dersiniz ? Ey batılılar, ey ay yüzünden mahrum olanlar! Müslüman'ın kalbiyle oynamayın. Olur ki onun(x) ışınlarından daha kuvvetli olan kalp ışınlarının öldürücü etkisini alırsınız. Bırakınız ey avrupalılar, yüzünde ve yüreğinde her an bir ay bölünen bir şapkkulkamer mucizesi vuku bulan müslümanların iyileştirici ışıkları sırtınıza vursun, size şifa olsun ve sizi dirilsin. Sonra oradan yüzünüze sızan, size ve bize yetecektir...
Sayfa 38·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Uzun süren bir kuraklıktan sonra, dudakları çatlamış toprağından ötürü ellerini göğe kaldırmış çiftçi için birden boşanan yağmur neyse biz müslümanlar için gelen bu oruç da odur...
Sayfa 54·Kitabı okudu
Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.
Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca Şeyh Şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.