Kılıç da gözlüklerini çıkarıp beni izledi bir süre. “Yönetici olmak size yakıştı, İnci Hanım”
“Bana yakışacak daha güzel seyler var mı peki?” dedim başımı omuzuma doğru eğerek.
“Evet, kesinlikle.” Bu sefer yüzünde mimik oynamadı.
“Ne gibi peki?” dediğimde derin bir nefes aldı. Arkama yaslanarak bacak bacak üstüne attım. “Sözlerimden ve hareketlerimden rahatsız oluyorsan yapmam.” Ona sürekli yürüyordum. Partonu olduğum için belki sessiz kalabilirdi bu durumda.
“Olmuyorum,” dedi kesin bir şekilde.
“Hiç mi?” dedim havalanan kaşlarımla.
“Hiç,” dedi aynı kesinlikle.
“Yandık o zaman,” dediğinde yüzünde sert ifade kırıldı.
“Yanalım o zaman.”