"Bozkırlar ortasında, bir istasyonda memur olsam, bu
hanım da benim karım olsa!" diye düşündüm. Hosuma gitti. Kadın olur ki, yalnızlıkta sevilir! Burnuma karların kokusu geldi. Güzün ovalarda esen rüzgârlar kuru ot kokuları getirir. Bu kadın karların o esmer renkleri üstünde ne canlı durur!
Ben viski kokan, radyosu öten, dans edilen bol ışıklı bir salonda bu hanımı sevmek istemem."
(...) Her yer bana boş ve hüzünlü geliyor. Yeryüzü bana eskimiş görünüyor her yeri toz kaplamış. Bundan evvel özenip yazmaya başladığım bir eserin müsveddeleri de masamın üstünde tozlanıyor. Sevmek, sevilmek de boş! İnsan korkunç bir yalnızlık içindedir. Kimsenin ne düşündüğünü bilemezsiniz! Bu yalnızlığı ben her zaman duymam. Kendim tatsız yaşıyorum, yanımdakiler için de tatsız oluyorum.
(...) İnsanoğlu uygarlk yolundaki kanlı ilerleyişine başlamadan önce, ilkelliğin karanlığına giderek daha çok batmaya mahkûmdur. Sayımız atınca ve
herkese yer olmadığını hissettiğimizde birbirimizi öldürmeye başlayacağız. (...)