Kimseye renk vermemek gayretiyle bütün üzüntüsünü yutup hapsetmeye mecbur olurdu. Bu da ayrıca acı bir ıstırap demekti. Bazen odasına kapanıp da hüngür hüngür ağlamayı en büyük istirahat ve saadet sayardı. Fakat bu saadetten dahi genellikle mahrum kalarak hakikaten acınacak bir hale gelirdi.